- Mert sana bişey söyliycem.
- Söyle Dilek.
- Babam seni bana vermek istemiyor. Dün akşam konuştuk, evde büyük kavga çıktı. Hayatta ben o adama kız,mız vermem dedi.
- Ciddi misin, dur bir şiir yazıyım bunun üzerine acayip duygulandım..
- Saçmalama Mert, ben çok ciddiyim. Naparım ben sensiz. Aslında senle de olmuyor sensiz de.. Nasıl olacak bilemiyorum, çok moralsizim. Mert bak ben düşündüm de çılgınlık gibi gelecek ama çok ciddiyim. Bence bizi ayırmamalılar, gidelim yazlığımıza, aşkımızın ilk başladığı yere, bana ilk çıkma teklif ettiğin o tepeye, atalım kendimizi oradan elele, ispat edelim dünyaya, onlara, bizi ayırmanız hataydı, hadi bakalım temizleyin bu boku gibisinden mesaj verelim. Ne dersin?
- Walla Mutlu, ay pardon Dilek, yani hatırladığım kadarıyla o tepe değil neredeyse bir dağ idi. Yüksek be gülüm, kurtulma şansımız olsaydı keşke biraz.
- Hayır Mert, bize bu dünyada şans tanımıyolar ise biz de öbür dünyada birleşiriz.
- Şekerim, sevgilim... Baban ile birde ben konuşsam, yani desem ki "Murat Bey Amca, bak şimdi, sen bana kızını vermezsen biz gidecez o dağa, dağ diyim ki tırssın biraz, atacaz kendimizi, her yer kan gölü olacak, walla sen bilirsin, bizim için hava hoş. Yani düşündüm de sen versen de biz bu işi yapıcaz gibi, o kadar kararlıyız yani." Böyle bir konuşma yapsam ne dersin?
- Olmaz ki Mert'im, babamın olayı bu. Ölecez ki arkamızdan ağlasın, beni aslında ne kadar sevdiğini anlasın. Ölmeden olmaz, imkanı yok.
- Peki Dilek, bir de şöyle düşün. Sen kız olmakla birlikte tahminen 100 üzerinden 10 günah işledin diyelim, bilemeyiz ama mesela. Ben ise tahminan 100 üzerinden 90 gibi, kumarım var, alkolüm var, kadın var, ee sen varsın yani, hem biliosun bu bizim olayımız zina.. Yani nasıl anlatsam oranlarımız tutmuyor. Hem senin günah kategorilerin benimkilere göre daha affedilebilirler arasında. Benimkiler ise baba olanlar aslında. Yani bi adam öldürmedim sayılır.
- Mert sen beni hiç sevmiyosun galiba, hani ölene kadar beraber olacağız, senden hiç ayrılmayacağım, senin için ölürüm diyodun. Nooldu o laflara?
- Gülüm, minik kuşum, hepsi doğru ama mantık çerçevesi içinde doğru. Bak şimdi, gittik atladık. Olabilecekleri ben sana söyliyim. Ya ben ölmezsem ve sen ölürsen ya da tam tersi olursa. Ya ben ölür ve sen beynine aldığın darbe vasıtasıyla ömür boyu felç kalırsan, altını o sevemediğin baban temizlemek durumunda kalırsa. Ya aynısı bana olursa, ha söylesene. Hadi başka bir yol seçtik. Kurşun sıkalım dedik. İlk kurşunu kim sıkıcak? İlk ben sana sıktım diyelim. Bi baktım senin beynin benim üzerimde, "ohaaa" diyip ya tırsarsam ve kendime sıkmazsam. Adam öldürmekten sittin sene çıkmam hapisten, tersi durumda sen çıkamazsın. Ya da ben sana en kötüsünü söylüyim. Bir çözüm bulduk ve ikimiz aynı anda öldük. Ya sen %10luk günahlarınla cennete doğru ve bende %100e yakın günahlarımla cehenneme yollanırsam, ne boka yaradı ha şimdi bütün bu stress? Kılmadığım bütün namazları yanan seccadede kılmadan senin yanına gelmem hemen hemen bir 30 yıl alıcak gibi. Hadi hırs yaptım kıldım hepsini, peki cennette sen yoksun ki, hem seni çağırmak durumunda diilim ki, istediğim huriyi çağırırım. O kadar sene boku bokuna kor seccadede namaz kılmadık heralde di mi? İstersen bütün bunları bir düşün derim ben.. Gördün mü mantık ve şiirsel olarak bu olayın çözümü yok..
- Mert sana bişey diyim mi, İĞRENÇSİN!!!!!
--
Timur
"GameShow" Dergisi "BigBen" Köşesi
Sayı: 33 Sayfa:68
--
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder