Sevgilinden uzak kaldığın her an başka bir acı taşırmış, onu gördüm. İlki son postumda anlattığımdı, onu güzel şekilde (hergün en az beş saat konuşarak) atlattık. İkincisi böle tek günlük iş yoğunluklarından görüşememek, onu da gün içi konuşmaya çalışarak yada ertesi gün hırsını çıkararak atlattık. Ama bu seferki başka..
Süre olarak beş gün ama içerik olarak daha farklı. İki boyutu var. Birincisi saçma sapan bi ortama gidiyo, tr'nin farklı yerlerinden farklı amaçlarla katılınan insanların bulunduğu bi ortam. Ortak bi nokta doğrultusunda toplansalar da, biri bu noktanın doğrultusunda, diğer bi sürüsü ise bambaşka olaylar peşinde. Bunu ayırt edemezsen (ki bahsettiğimiz ortak noktada insanlar bambaşka rollere bürünüp bunu çok küsel kullanabiliolar, üç yıl aktif, beş yıl pasif bi şekilde gözlemlediğim kadarıyla bu ortamdaki insanların içinde iyi insan sayısı da %1'i geçmez) kandırılabilirsin. En zekiler bile bu tuzağa düşebilir. Yani sevgilinin olmasını istediğin en son ortamlardan biri. Daha kötüsü bu konudaki konuşmalar ya güvensizlik ("sana güveniorum ama çevreye güvenmiorum" bu noktada işe yaramayan bi uyarı olacaktır) ya da paranoya (geçmiş yıllardaki tecrübelerim kendimin bile paranoyak olduğum durumların aslında paranoya olmadığını ortaya çıkardı) olarak değerlendiriliyo. Yani iki ucu b_klu değnek..
Hadi genelde kıskanç bi insan olduğum için ilk kısmı pas geçmeyi başardık. Peki ya ikinci boyut olan ilgili ortamın insanları kendine bağlamak için bu ortamı kullanmasına ne demeli? Bu konuda detay veremiyorum, çünkü bu konuya karışmamam gerektiğine inanıyorum. İlgili nokta, insanları kendine bağlar, onları yozlaştırır, onları kendine uygun insanlar haline getirir. Hayatları boyunca hiç bir işlerine yaramayacak şeyleri, dünyanın en değerli şeyi gibi gösterir ve onları bu şeyin peşinde koşmaları için ikna eder. Genç zihinler bu oyuna çok rahat bi şekilde kanar ve hayatlarını bu saçmalık için harcarlar. Şu an sevgilimin içinde bulunduğu ortamın esas amacı da (büyük amaçlar yada küçük amaçlar, bu kongrenin amacı her profilden insanı kurumun ışıltısına bulamaktır) budur zaten. Sevgilimi bu ışıltının dışında tutan tek şey sanırım benim ve ben orda diilim. Daha kötü tarafı sevgilimi etkilememem gerektiğini düşünüyorum. Bu kararı kendi vermeli. Çünkü bu zihniyet bir kere kazanıldı mı asla değişmez. Yani bir karar değiştirebilirsiniz, belki iki karar değiştirebilirsiniz ama bu yola bir kez girildi mi, eninde sonunda ilişkinizi bitirecek başka bir karar olacaktır. Eğer o yola girildiyse dönüşü olmayacaktır..
İşte günlük, bu iki sebeple belki de ilişkimiz en ciddi virajına şu anda girmekte. Bense elim kolum bağlı ne noktaya gidiceğini beklemekle meşgulum. İlişkime başladığımdan beri ilk kez bu kadar korkuyorum. Her anımın şu mutlu halimin sonu olabileceğini biliorum. İyinin olacağını umuorum ama yönetmenin bana mutlu bir son yazmadığını da bilioruz. Bu noktada sadece "hayırlısı" diebiliorum ve bekliorum.
Best wishes...
--
Tutku Tuzlu
Tt "The Realistic"
--
PS: Değişmeyen bir zihniyet de amaçsız isteklerdir. Sevgilimle bununla ilgili bi gerginlik de yaşadık (çok uzamadı, ilk gerginliğimizdi, sevgilim sadece bu zihniyeti ima eden bişiler sölemeye doğru gidiyodu, benim ciddiyetimden sonra sevgilim geri adım attı. Umarım kendisi değişmez noktasında diildir.), yeri gelmişken onu da açıklama ihtiyacı duydum. Amaçsız istek şudur, hayatın iyi bir yöne doğru gidiodur ama sen kompleks, hırs yada sadece eğlence için tüm hayatını başka yola sokucak bi karar veriosundur. Kararının sana olan katkısı, etkisi vs. şeyleri düşünmüyosundur. Sadece içinden o şeyi yapmak geçiodur (tam mezun olup yerleşik hayata geçicekken, yurtdışında master yapmaya karar vermek gibi) ve sonuçlarını çok tartmadan bu işe girişirsin. Tam açıklayamadım ama esas olay eldeki mutluluğu bırakıp farklı mutlulukların peşinde koşma zihniyeti, ki buda bi nevi doyumsuzluğun işareti. Pek çok kişi bu zihniyetime katılmıyo ama benim mutluluk anlayışım bir ben bir de beraber mutlu olunacak bir kişi olduğu için benimle beraber olucak kişinin mutlu olunacak kişi olarak beni görmesini istediğimden bu konuda sabit fikirliyim. Hatta eskiden zaman kavramına değişiklik gösterebilirken şimdi bunun bi zihniyet olduğuna inandığımdan daha katıyım. Belirtme ihtiyacı duydum.
PS-2: Alkollü yazıorum belli ki, cümle seçimi yada anlatımdan kaynaklı hatalar olabilir, tüm yazıyla detayları sorma yoluyla öğrenebilirsiniz. Mutluluğun formülü çok açık, bir sen, bir ben, bir de cevap.. Öperim..
12 Aralık 2009
27 Kasım 2009
Farkli bir aci..
Bilmiorum, belki yaklaşık bir aydır her gün en az bir kere görüştüğümüzden, belki de hayatımdaki yerinin büyüklüğünden, dün saçma bi acıyla doldu kalbim. Sadece moral bozukluğu, bi keyifsizlik diil, bildiğin fiziksel acı çektim dün sevgilim gittiği için. Böle bildiğin, göğsümün üstünde, can sıkıcı, pis bi ağrı. Saçma geliyo di mi? Bana da saçma geldi ama gerçek bu.
Dün 21:00 itibariyle sevgilim bir hafta için şehir dışına çıktı. Çok uzun bi süre diil, telefonu çekiyo, istediğimiz zaman mesajlaşıp, konuşabiliyoruz. Bunları biliorum ama yine de bu acıyı çekiyorum. Bugün fiziksel acı kısmı yok (henüz :) ) ama yine de bütün gün böyle bi tatsız keyifsiz geçti. Yani yanımdakilere ayıp olmasın ama böle bi keyif almayan, sessiz bi Tt vardı. Tek yokluğunu düşünmediğim anın "birinci ay kutlamamız nası olmalı?" muhabbetinin olduğu zamandı. Onun dışındaki her saniye eve gidip sevgilimle konuşmanın hayallerini kuruyodum.
Bakalım belki yarın alacağım alkol miktarıyla orantılı olarak daha keyifli olabilirim ama hiç depresif halde cin içmediğim için üzerimdeki etkisini bilmiorum. Hayır zaten arkadaşlarıma yeterince ilgi gösteremiyorum bi süredir, şimdi bu halimle iyice kopmiyim insanlardan..
Uzaktan ilişki yürütmenin hemen hemen imkansız olduğuna inancım giderek artıyo. (Bu noktada zorunluluk durumlarının (ör: askerlik, uhuhuhu) ve ilişkinin yapısı gereği (yani zaten tam olarak yanyana başlamamış yada uzaktan yürütülüceği bilerek başlanmış (ki bunların da sağlıklı olmadığını, sonuçta çiftlerin yanyana geldiklerinde esas sürecin başladığını düşünüyorum) uzaktan olan ilişkilerin istisna olduğunu belirtmem gerekiyo. Parantezler karıştı ama özenerek okuyunca ne demek istediğim anlaşılıyo). O sebeple sevdiğime "uzaklara gitme bi tanem" demek istiorum..
Öperim hepinizi..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Stucked"
--
PS: Ayrı olunan her saniye acı vericidir ama zaman geçtikçe bünye bu acıya bağışıklık kazanır savunma mekanizması olarak ve ilgili bireyin yokluğuna adapte olur. Belli bi noktadan sonra kişinin hayatınız olup olmamasının farketmediği duruma gelirsiniz. Öle olunca kendisi olsa bile hayatınızda kapladığı yer azaldığından ilişkinin olması gereken heyecanı, bağlılığı kalmadığı gibi, yalnızlığınıza ayrılan yere müdahil olunmaya çalışıldığından sizi sıkmaya, darmaya başlıcaktır. Buda ilişkide çatlakların oluşmasına ve sonunda ilişkinin sona ermesine kadar sürer. O yüzden ayırmayın sevenleri..
PS-2: Bi gün gelicek, hiç bi işim olmucak ve bu edindiğim tecrübeleri bir kitaba dönüştürücem ve paraya para demicem. Bu gözlem gücü, bu ifade yeteneği kimde varmış? Ayrıca paylaştığım insanlar da mutlu oldukları için referanslarım da sağlam. (Peki kendi ilişkileriniz sayın Tt? Şu anda mutlu olmam dışında, önceki başarısızlıklarımı tecrübeye dönüştürdüm, bu bir, terzi ve sökük olayı, bu da iki... :) ). Coming soon...
Dün 21:00 itibariyle sevgilim bir hafta için şehir dışına çıktı. Çok uzun bi süre diil, telefonu çekiyo, istediğimiz zaman mesajlaşıp, konuşabiliyoruz. Bunları biliorum ama yine de bu acıyı çekiyorum. Bugün fiziksel acı kısmı yok (henüz :) ) ama yine de bütün gün böyle bi tatsız keyifsiz geçti. Yani yanımdakilere ayıp olmasın ama böle bi keyif almayan, sessiz bi Tt vardı. Tek yokluğunu düşünmediğim anın "birinci ay kutlamamız nası olmalı?" muhabbetinin olduğu zamandı. Onun dışındaki her saniye eve gidip sevgilimle konuşmanın hayallerini kuruyodum.
Bakalım belki yarın alacağım alkol miktarıyla orantılı olarak daha keyifli olabilirim ama hiç depresif halde cin içmediğim için üzerimdeki etkisini bilmiorum. Hayır zaten arkadaşlarıma yeterince ilgi gösteremiyorum bi süredir, şimdi bu halimle iyice kopmiyim insanlardan..
Uzaktan ilişki yürütmenin hemen hemen imkansız olduğuna inancım giderek artıyo. (Bu noktada zorunluluk durumlarının (ör: askerlik, uhuhuhu) ve ilişkinin yapısı gereği (yani zaten tam olarak yanyana başlamamış yada uzaktan yürütülüceği bilerek başlanmış (ki bunların da sağlıklı olmadığını, sonuçta çiftlerin yanyana geldiklerinde esas sürecin başladığını düşünüyorum) uzaktan olan ilişkilerin istisna olduğunu belirtmem gerekiyo. Parantezler karıştı ama özenerek okuyunca ne demek istediğim anlaşılıyo). O sebeple sevdiğime "uzaklara gitme bi tanem" demek istiorum..
Öperim hepinizi..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Stucked"
--
PS: Ayrı olunan her saniye acı vericidir ama zaman geçtikçe bünye bu acıya bağışıklık kazanır savunma mekanizması olarak ve ilgili bireyin yokluğuna adapte olur. Belli bi noktadan sonra kişinin hayatınız olup olmamasının farketmediği duruma gelirsiniz. Öle olunca kendisi olsa bile hayatınızda kapladığı yer azaldığından ilişkinin olması gereken heyecanı, bağlılığı kalmadığı gibi, yalnızlığınıza ayrılan yere müdahil olunmaya çalışıldığından sizi sıkmaya, darmaya başlıcaktır. Buda ilişkide çatlakların oluşmasına ve sonunda ilişkinin sona ermesine kadar sürer. O yüzden ayırmayın sevenleri..
PS-2: Bi gün gelicek, hiç bi işim olmucak ve bu edindiğim tecrübeleri bir kitaba dönüştürücem ve paraya para demicem. Bu gözlem gücü, bu ifade yeteneği kimde varmış? Ayrıca paylaştığım insanlar da mutlu oldukları için referanslarım da sağlam. (Peki kendi ilişkileriniz sayın Tt? Şu anda mutlu olmam dışında, önceki başarısızlıklarımı tecrübeye dönüştürdüm, bu bir, terzi ve sökük olayı, bu da iki... :) ). Coming soon...
16 Kasım 2009
İki kelimenin Onemi
Ne güzel bir şey birine "seni seviyorum" diyebilmek...
Eskiden sanki daha az anlam ifade ediyodu bu iki kelime ama bu sefer belki herşey yerli yerinde olsun isteğimden, belki de gerçekten içini fazlasıyla doldurduğumdan biraz gerildim, kasıldım. Gördüm ki tek beceremediğim, çıkma teklif etmek diilmiş.. Bi kaç gündür düşündüm, en uygun zaman ne zamandır, en güzel nasıl söylenebilir falan diye. Bi kaç fikir bile oluşturmuştum kafamda. Ama belki de bu kadar kafamda büyüttüğüm için düşündüğüm gibi olmadı. Ama yine de bu iki kelimenin kötü bi söylenişi olamayacağından belki, küsel oldu...
Öyle iki kelime ki, herşeyi tümüyle değiştirebilir, erken söylersen tam anlamını ifade etmeyebilir, geç söylersen amacını yitirmiş olabilir. O yüzden tam zamanını ve tam samimiyetini bulabilmek zor ve ne yazık ki bunla ilgili genel bi kural yok. Ama şu da bi kesin var ki, bir kez söylemek insanın içini rahatlatıyor ve belki bir torba sözle anlatılabilecek şeyleri kısaca özetleyebiliyor.
Bu söyleme faslı kadar sevgilimin benim söyleme sürüncem boyuncaki hali ve düşündükleri de çok hoşuma gitti. Bi insanın bu kadar temiz ve saf bi kalbi olması çok güzel. Bu durumunun gözleri aracılığıyla ruhuma akıyo olması da bambaşka. Mutluluğunu da, endişesini de konuşmasak bile içimde hissedebiliyorum. Tek merakım acaba ben de ona aynı şekilde hissettirebilio muyum? Umarım bu bağ hiç bi zaman kopmaz..
Neyse dostlar, diyeceğim şudur ki, sevmek güzel şey..
Herkese mutluluklar..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Loverman"
--
Eskiden sanki daha az anlam ifade ediyodu bu iki kelime ama bu sefer belki herşey yerli yerinde olsun isteğimden, belki de gerçekten içini fazlasıyla doldurduğumdan biraz gerildim, kasıldım. Gördüm ki tek beceremediğim, çıkma teklif etmek diilmiş.. Bi kaç gündür düşündüm, en uygun zaman ne zamandır, en güzel nasıl söylenebilir falan diye. Bi kaç fikir bile oluşturmuştum kafamda. Ama belki de bu kadar kafamda büyüttüğüm için düşündüğüm gibi olmadı. Ama yine de bu iki kelimenin kötü bi söylenişi olamayacağından belki, küsel oldu...
Öyle iki kelime ki, herşeyi tümüyle değiştirebilir, erken söylersen tam anlamını ifade etmeyebilir, geç söylersen amacını yitirmiş olabilir. O yüzden tam zamanını ve tam samimiyetini bulabilmek zor ve ne yazık ki bunla ilgili genel bi kural yok. Ama şu da bi kesin var ki, bir kez söylemek insanın içini rahatlatıyor ve belki bir torba sözle anlatılabilecek şeyleri kısaca özetleyebiliyor.
Bu söyleme faslı kadar sevgilimin benim söyleme sürüncem boyuncaki hali ve düşündükleri de çok hoşuma gitti. Bi insanın bu kadar temiz ve saf bi kalbi olması çok güzel. Bu durumunun gözleri aracılığıyla ruhuma akıyo olması da bambaşka. Mutluluğunu da, endişesini de konuşmasak bile içimde hissedebiliyorum. Tek merakım acaba ben de ona aynı şekilde hissettirebilio muyum? Umarım bu bağ hiç bi zaman kopmaz..
Neyse dostlar, diyeceğim şudur ki, sevmek güzel şey..
Herkese mutluluklar..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Loverman"
--
11 Kasım 2009
Öbür yüzü...
Şimdi siz nası yaparsınız bilmiorum ama ben sevdiğim bi insan mutlu oluyosa onun mutluluğunu paylaşırım. Farkettiğiniz gibi ben bu aralar son derece mutluyum. Bazı arkadaşlarım var, bu mutluluğumu daha ben mutluyum demeden anlıyolar, sanki kendileri mutluymuşçasına benimle paylaşıolar, onlara karşı yanlışlar yapsam bile önemli olanın benim mutluluğum olduğunu bilior ve bu hatalarımı anlayışla karşıolar. Bu noktada Haluk'çuğum özel bi teşekkürü hakedio. Hem küçücük çocuklar gibi şen ve muzur, aynı anda babacanlık düzeyinde olgun ve yönlendirici.
Bide diğerleri var. Onlar da (birden fazlalar ve isimleri bu postta kesinlikle geçmiycek, okuyolarsa kendilerini sorgulasınlar) Haluk kadar (üç aşağı beş yukarı) bana yakınlar ama onun verdiği tepkinin yarısını bile veremiyolar. Hatta kişisel hırs ve komplekslerini benim ilişkim nazarında bana yansıtıolar. Bu kişiler sevgilimi çok tanıyan insanlar diiller. Haliyle onu değerlendirirken, benim hislerime ve düşüncelerime güvenmeleri gerekiyo di mi? Ama bunu yapmak yerine ön yargılarına, kendi komplekslerine kapılıp beni sinirlendiriyolar. Hadi sevgilimi tanıdıklarını düşündüklerini ve görüşlerinin olumsuz olduğunu varsayalım. Kim kendisini mutlu eden biriyle ilgili olumsuz şeyler duyup, rahat edebilir? Ki insanların özel hayatlarında nasıl farklı oldukları da bilinen bi gerçekken (bu sevgilim için doğru diildir zaten, onu tanıyan hatta beraber çalışan insanlar her zaman olumlu şeyler söylemekte. Bu referanslar kendisiyle birlikte olmama ön-ayak olmuştur zaten).
Bide normalde destekçi gibi görünüp, tavırlarıyla negatif olan insanlar var. En büyük hayal kırıklığım da bunlar zaten. İşte bunlar kişisel hırslarını benim önüme koyuyolar. Bunları belirtici detay vermeden nası açıklıycam bilmiorum. Deniyim, sevgilimin statüsüyle ilgili çeşitli gerginlikleri benim ilişkim nazarında kullanıolar mesela. Çeşitli kişisel hareketlerle sevgilimden uzaklaştırma çabasına giriolar. Bide böle tuhaf tavır ve davranışlarda bulunup beni iyice sinirlendiriyolar. Çok detaya girmemeye çalıştım okunuyor olma olasılığımdan. İşin tuhafı nie böle bi durumda olduklarını anlamamaktayım. Önceki saçma sapan sevgililerimi (eski sevgililerimle ilgili her zaman sayıp sövme hakkım bende saklıdır :) ) olması gerektiğinden fazla destekleyen insanlar, bu sefer ki (iddialı konuşmamak lazım ama belkide onlardan çok daha iyi (burdaki iyi içi dolu olan iyidir)olan) sevgilime neden böle saçma bi tepki vermekteler. Bana karşı hisleri olmadığını biliorum. Bu süreci daha önce yaşadıkları için, benim hayatımdaki yerlerinin de tehdit altında olmadığını bilmeleri lazım. Ama böle davranıolar. Bu kişilere tavsiyem silkinip kendilerine gelmeleridir. Çünkü bu hareketleri kendi amaçlarına fayda sağlamadığı gibi kendilerinin hayatımdaki yerleriyle ilgili de sorgulamama sebep olmakta. Sorgulamaya başlamam asla olumlu sonuçla bitmez, bunu da önceki tecrübelerimden bilioruz.
İlişkimin başındayım ve bişeyleri oturtmam için diğer mecralarımı biraz askıya almam (ki askıya almış da diilim ama alsam bile) normal. Hayatımda çok ciddi bi değişiklik de yaratmadım (hareketli hayat tarzımı bıraktım ama ilgili kişiler bu sürecin içinde diillerdi zaten.), yani her ilişkim olduğu zamankinden çok da farklı davranmıyorum (light'sam hep light'tım ama bu bi sorun yaratmıyodu o zaman). O halde sorun nedir a dostlar? Tek farkım bu ilişkide biraz daha olgunum, ne istediğimi neyi nasıl yapmam gerektiğini daha iyi biliorum. Ama nedense arkadaşlarım benimle beraber olgunlaşmamışlar.
Olay çok basit. Bi sevgilim var. Mevcut durumumdan son derece mutluyum. Mutluluğumu bozacak her türlü engeli yıkıp geçmeye hazırım..
Kendimi şunu belirtme zorunluluğunda hissediorum, bu düşüncelerimin sevgilimle hiç ilgisi yoktur. Hatta kendisinin burda yazılan durumların büyük çoğunluğundan ve benim bu kadar sinirli olduğumdan bile haberi yoktur (bi ihtimal bundan sonra açıklama durumunda kalabilirim ama ben kıvırmanın bi yolunu bulurum). Bide bu konuyu ona yıkıp sinirimi iki katına çıkarmayın. Burda yazılanlar tümüyle kişisel gözlem ve sizin gerzek davranışlarınız sonucu ortaya çıkmıştır.
Ya bu yazıyı okuyarak yada bundan sonra yapacağım aksiyonlardan sonuç çıkartarak kendinizi düzeltmeye çalışsanız iyi olur. Tabi arkadaşlığımdan memnun diil ve bu vesileyi de kullanarak beni hayatınızdan çıkartmaya karar verdiyseniz, o zaman aynı davranmaya devam etmelisiniz.
Sanırım bu kadar yeter..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Angry Bull"
--
Bide diğerleri var. Onlar da (birden fazlalar ve isimleri bu postta kesinlikle geçmiycek, okuyolarsa kendilerini sorgulasınlar) Haluk kadar (üç aşağı beş yukarı) bana yakınlar ama onun verdiği tepkinin yarısını bile veremiyolar. Hatta kişisel hırs ve komplekslerini benim ilişkim nazarında bana yansıtıolar. Bu kişiler sevgilimi çok tanıyan insanlar diiller. Haliyle onu değerlendirirken, benim hislerime ve düşüncelerime güvenmeleri gerekiyo di mi? Ama bunu yapmak yerine ön yargılarına, kendi komplekslerine kapılıp beni sinirlendiriyolar. Hadi sevgilimi tanıdıklarını düşündüklerini ve görüşlerinin olumsuz olduğunu varsayalım. Kim kendisini mutlu eden biriyle ilgili olumsuz şeyler duyup, rahat edebilir? Ki insanların özel hayatlarında nasıl farklı oldukları da bilinen bi gerçekken (bu sevgilim için doğru diildir zaten, onu tanıyan hatta beraber çalışan insanlar her zaman olumlu şeyler söylemekte. Bu referanslar kendisiyle birlikte olmama ön-ayak olmuştur zaten).
Bide normalde destekçi gibi görünüp, tavırlarıyla negatif olan insanlar var. En büyük hayal kırıklığım da bunlar zaten. İşte bunlar kişisel hırslarını benim önüme koyuyolar. Bunları belirtici detay vermeden nası açıklıycam bilmiorum. Deniyim, sevgilimin statüsüyle ilgili çeşitli gerginlikleri benim ilişkim nazarında kullanıolar mesela. Çeşitli kişisel hareketlerle sevgilimden uzaklaştırma çabasına giriolar. Bide böle tuhaf tavır ve davranışlarda bulunup beni iyice sinirlendiriyolar. Çok detaya girmemeye çalıştım okunuyor olma olasılığımdan. İşin tuhafı nie böle bi durumda olduklarını anlamamaktayım. Önceki saçma sapan sevgililerimi (eski sevgililerimle ilgili her zaman sayıp sövme hakkım bende saklıdır :) ) olması gerektiğinden fazla destekleyen insanlar, bu sefer ki (iddialı konuşmamak lazım ama belkide onlardan çok daha iyi (burdaki iyi içi dolu olan iyidir)olan) sevgilime neden böle saçma bi tepki vermekteler. Bana karşı hisleri olmadığını biliorum. Bu süreci daha önce yaşadıkları için, benim hayatımdaki yerlerinin de tehdit altında olmadığını bilmeleri lazım. Ama böle davranıolar. Bu kişilere tavsiyem silkinip kendilerine gelmeleridir. Çünkü bu hareketleri kendi amaçlarına fayda sağlamadığı gibi kendilerinin hayatımdaki yerleriyle ilgili de sorgulamama sebep olmakta. Sorgulamaya başlamam asla olumlu sonuçla bitmez, bunu da önceki tecrübelerimden bilioruz.
İlişkimin başındayım ve bişeyleri oturtmam için diğer mecralarımı biraz askıya almam (ki askıya almış da diilim ama alsam bile) normal. Hayatımda çok ciddi bi değişiklik de yaratmadım (hareketli hayat tarzımı bıraktım ama ilgili kişiler bu sürecin içinde diillerdi zaten.), yani her ilişkim olduğu zamankinden çok da farklı davranmıyorum (light'sam hep light'tım ama bu bi sorun yaratmıyodu o zaman). O halde sorun nedir a dostlar? Tek farkım bu ilişkide biraz daha olgunum, ne istediğimi neyi nasıl yapmam gerektiğini daha iyi biliorum. Ama nedense arkadaşlarım benimle beraber olgunlaşmamışlar.
Olay çok basit. Bi sevgilim var. Mevcut durumumdan son derece mutluyum. Mutluluğumu bozacak her türlü engeli yıkıp geçmeye hazırım..
Kendimi şunu belirtme zorunluluğunda hissediorum, bu düşüncelerimin sevgilimle hiç ilgisi yoktur. Hatta kendisinin burda yazılan durumların büyük çoğunluğundan ve benim bu kadar sinirli olduğumdan bile haberi yoktur (bi ihtimal bundan sonra açıklama durumunda kalabilirim ama ben kıvırmanın bi yolunu bulurum). Bide bu konuyu ona yıkıp sinirimi iki katına çıkarmayın. Burda yazılanlar tümüyle kişisel gözlem ve sizin gerzek davranışlarınız sonucu ortaya çıkmıştır.
Ya bu yazıyı okuyarak yada bundan sonra yapacağım aksiyonlardan sonuç çıkartarak kendinizi düzeltmeye çalışsanız iyi olur. Tabi arkadaşlığımdan memnun diil ve bu vesileyi de kullanarak beni hayatınızdan çıkartmaya karar verdiyseniz, o zaman aynı davranmaya devam etmelisiniz.
Sanırım bu kadar yeter..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Angry Bull"
--
Detay...
Mutluyum dedim di mi?
Her geçen gün mutluluğum artıyo.. Küsel tarafı, mutlu olmak için o kadar çaba sarfetmeden, küçücük şeylerden mutluluk çıkarabilmek. Bir yürüyüş, bir gülücük, bir cümle, bir bakış.. Hepsi mutlu olmak için sebepmiş, haberim yokmuş.
"Biraz hızlı mı gidiyosun Tt?" dienlere cevap, hayır herşey kıvamında, tam tadında gidiyo. Hatta bazı noktalarda acele etmek mi gerek die düşünüorum, sonra hayır diorum ve başka türlü memnun olup bundan keyif alıyorum.
Hiç birşey zorlama diil, herşey akışına bırakılmış şekilde en güzel halini buluyo gibi ilerliyo. Önceden dediğim gibi, kısıtlı zamanlarımız var ve temelde çok abartılı şeyler yapmıyoruz ama bende bıraktığı etkinin boyutu inanılır gibi diil. Önceki ilişkilerimde farklı şeyler yapmak için çabalardım ama bu sefer sanki kendiliğinden farklılığını buluyo gibi.
O kadar rahat, o kadar huzurlu ve o kadar mutluyum ki, bu basit, klişe kelimeler bir anda gerçek anlamlarını kazanmaya başlıyo. Bu basit kelimelerin bir anda içi doluyo ve hayatında vazgeçilmezler arasında yer alıyor.
Ne kadar sürer bu ilişki bilmiorum ama umursamıyorum, anı yaşıorum. Eğer böyle hissettirecek ve her geçen gün ilerleyecekse daha çok uzun bi süre bu tip yazılara devam edicem gibi görünüyo.
Okunacağından emin olmama rağmen, bu yazıda hiç bir şekilde yapmacık bişey kullanılmamıştır. Zaten ilişki anlayışımda sevgilinin totosunu (sevgili olunca toto oluyo) kaldırmak çok hayra alamet bi hareket olarak algılanmaz. Ama burası içimi döktüğüm yer olduğundan burda yapmacıklığa, yanlış yönlendirilmelere yer verilmez.
İçimden nası geldiyse, en doğru ifadeler bulunmaya çalışılarak yazılmıştır.
Ya dostlar, bu duygular içindeyim..
Paylaşana selam olsun, bozmaya çalışanın alla belasını versin..
Öperim hepinizi..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Ankara sokaklarında yürüdüm sevdiceğimle.."
--
PS: Burda nie depresif yazılar ağırlıklının cevabını buldum yazıyı tekrar okuduktan sonra, sanırım mutluluğumla hava yapıyomuş gibi, birini kıskandırmaya çalışıomuş gibi bi hava olmasın die mutluluklarımı çok paylaşmıyorum sanırım. Ama tüm benliğimle söylerim ki, buranın (özellikle bu yazının) böyle bi amacı yoktur. Direk hissettiklerimi burda açıklıyorum, hep böyle olmuştur ve burası Tt'nin göçüp gittiğinde neler yaşadığının hatırlanması amacını taşımaktadır. O yüzden bu kadar içtendir. Yanlış yerlere çekilmemesi rica olunur.
PS-2: "Herşey bu kadar kusursuz mu?" sorusuna "hayır" demek durumundayım. Sevdiceğimin duygularını benim kadar paylaşımcı olmamasıdır tek sorunumuz. Hislerini ben çözmek, hissetmek, keşfetmek,bulmak durumunda kalıyorum. Ama bu çok mu negatif bişeydir, iki yönü vardır, birincisi ilişkide bana "challenge" olmaktadır, bu çabalama süreci hoşuma gitmekte, beni kendimi geliştirmeye motive etmektedir. İkinci ve kötü yanı ise, kısmen beni daha hızlı davranma konusunda temkinli davranmaya itmektedir, çünkü kendime güvenim bu konularda istediğim kadar çok diildir.
PS-3: Ayrı bi postta açıklıycam yakında (belki birazdan) ama ben mutluyum ama herkes benim mutluluğumu paylaşmamakta. Haluk'a özel teşekkürlerimi sunarım samimi memnuniyetinden ötürü. Koray başından beri bu işin içinde ve destekte. Ama kalan insanlardan beklediğim desteği göremediğim gibi beklemediğim kadar saçma tepkiler alıyorum ve buda hayatımdaki sıralamaları tekrar gözden geçirmem konusunda bana gaz veriyo. Ama dediğim gibi bunu başka bi postta açıklıycam. Hayırlısı diorum..
PS-4: Sevgilime ilk atraksiyonum elma şekeridir. O da burda belirtilsin ve Tt tarihinde yerini alsın istedim.
Her geçen gün mutluluğum artıyo.. Küsel tarafı, mutlu olmak için o kadar çaba sarfetmeden, küçücük şeylerden mutluluk çıkarabilmek. Bir yürüyüş, bir gülücük, bir cümle, bir bakış.. Hepsi mutlu olmak için sebepmiş, haberim yokmuş.
"Biraz hızlı mı gidiyosun Tt?" dienlere cevap, hayır herşey kıvamında, tam tadında gidiyo. Hatta bazı noktalarda acele etmek mi gerek die düşünüorum, sonra hayır diorum ve başka türlü memnun olup bundan keyif alıyorum.
Hiç birşey zorlama diil, herşey akışına bırakılmış şekilde en güzel halini buluyo gibi ilerliyo. Önceden dediğim gibi, kısıtlı zamanlarımız var ve temelde çok abartılı şeyler yapmıyoruz ama bende bıraktığı etkinin boyutu inanılır gibi diil. Önceki ilişkilerimde farklı şeyler yapmak için çabalardım ama bu sefer sanki kendiliğinden farklılığını buluyo gibi.
O kadar rahat, o kadar huzurlu ve o kadar mutluyum ki, bu basit, klişe kelimeler bir anda gerçek anlamlarını kazanmaya başlıyo. Bu basit kelimelerin bir anda içi doluyo ve hayatında vazgeçilmezler arasında yer alıyor.
Ne kadar sürer bu ilişki bilmiorum ama umursamıyorum, anı yaşıorum. Eğer böyle hissettirecek ve her geçen gün ilerleyecekse daha çok uzun bi süre bu tip yazılara devam edicem gibi görünüyo.
Okunacağından emin olmama rağmen, bu yazıda hiç bir şekilde yapmacık bişey kullanılmamıştır. Zaten ilişki anlayışımda sevgilinin totosunu (sevgili olunca toto oluyo) kaldırmak çok hayra alamet bi hareket olarak algılanmaz. Ama burası içimi döktüğüm yer olduğundan burda yapmacıklığa, yanlış yönlendirilmelere yer verilmez.
İçimden nası geldiyse, en doğru ifadeler bulunmaya çalışılarak yazılmıştır.
Ya dostlar, bu duygular içindeyim..
Paylaşana selam olsun, bozmaya çalışanın alla belasını versin..
Öperim hepinizi..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Ankara sokaklarında yürüdüm sevdiceğimle.."
--
PS: Burda nie depresif yazılar ağırlıklının cevabını buldum yazıyı tekrar okuduktan sonra, sanırım mutluluğumla hava yapıyomuş gibi, birini kıskandırmaya çalışıomuş gibi bi hava olmasın die mutluluklarımı çok paylaşmıyorum sanırım. Ama tüm benliğimle söylerim ki, buranın (özellikle bu yazının) böyle bi amacı yoktur. Direk hissettiklerimi burda açıklıyorum, hep böyle olmuştur ve burası Tt'nin göçüp gittiğinde neler yaşadığının hatırlanması amacını taşımaktadır. O yüzden bu kadar içtendir. Yanlış yerlere çekilmemesi rica olunur.
PS-2: "Herşey bu kadar kusursuz mu?" sorusuna "hayır" demek durumundayım. Sevdiceğimin duygularını benim kadar paylaşımcı olmamasıdır tek sorunumuz. Hislerini ben çözmek, hissetmek, keşfetmek,bulmak durumunda kalıyorum. Ama bu çok mu negatif bişeydir, iki yönü vardır, birincisi ilişkide bana "challenge" olmaktadır, bu çabalama süreci hoşuma gitmekte, beni kendimi geliştirmeye motive etmektedir. İkinci ve kötü yanı ise, kısmen beni daha hızlı davranma konusunda temkinli davranmaya itmektedir, çünkü kendime güvenim bu konularda istediğim kadar çok diildir.
PS-3: Ayrı bi postta açıklıycam yakında (belki birazdan) ama ben mutluyum ama herkes benim mutluluğumu paylaşmamakta. Haluk'a özel teşekkürlerimi sunarım samimi memnuniyetinden ötürü. Koray başından beri bu işin içinde ve destekte. Ama kalan insanlardan beklediğim desteği göremediğim gibi beklemediğim kadar saçma tepkiler alıyorum ve buda hayatımdaki sıralamaları tekrar gözden geçirmem konusunda bana gaz veriyo. Ama dediğim gibi bunu başka bi postta açıklıycam. Hayırlısı diorum..
PS-4: Sevgilime ilk atraksiyonum elma şekeridir. O da burda belirtilsin ve Tt tarihinde yerini alsın istedim.
09 Kasım 2009
Rahatladım postu..
Bi insan kendine bunu nie yapar? Bir kişi için tüm hayatını baştan aşağı değiştirmek, önceliklerini yeniden sıralamak, tüm günü sadece bi yarım saat için yaşamak.. Saçma di mi?
Neden yapar, çünkü başka hiç bi mutluluk bunun yerini tutamaz.
Ewet, cine geçtim, hızlı bi hayat yaşadım, egom tavan yaptı falan ama hiç biri sevgilimin bi bakışı, bi sözü kadar keyif vermedi bana.. Ve evet yüz tercih hakkım olsa, yine bu tercihi yapardım..
Ne kadar sürer (umarım çok uzun), yada bu ruh halim ne kadar devam eder bilmiorum (umarım hep ;) ) ama şu anki halimde mutlu ve huzurluyum..
Bilmeyenler için bi haftadır (kısa gibi duruyo di mi, öyle aslında ama dediğim gibi, "bişeyi ne kadar yaşadığın diil, nasıl yaşadığın önemlidir". Bu arada kitap yazmam lazım benim yaw.) bi ilişki içerisindeyim. Tek pişmanlığım keşke daha önce başlasaymışızdır.
Bu msj bilgilendirmeden çok, bu alanı sadece kafa karışıklıklarım yada mutsuzluklarımla diil, hayatımdaki küsel şeylerle de doldurma isteğimdendir..
Hayırlı olsun diyin..
Alla herkese böle şeler nasip etsin.. :)) Amin..
Öperim..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Bana yeniden edebi şeyler söylettiren kadın"
--
PS: Olm ilişkide olmayı unutmuşum yaw.. Ağırdan mı almalı, yoksa şimdi tam mı zamanı gerginliği (tatlı bi gerginlik tabi) nası bi gerginliktir kardeşim? Bunu içeren bi kitap (kanun mahiyetinde) yazılsa çok iş yapar kanımca. Bu işe el atsana diyenlere, "olmaz şekerim, sevgilimle takılıcam" derim.. Aynı tedirginliği yaşayıp tavsiye almak isteyenlere de, "anı yaşa dostum, ilişkiyi küsel kılan da böle şeler diil midir?" derim... Onları da öperim..
PS-2: Gene biyografimde yer alsın die yazıorum, bide normalde öle yoğun bi haftada çıkmaya başladık, bazen sadece yarım saat görebildiğimiz zamanlar oldu (şu tabir küsel özetliyo sanırım, "bu kadar olumsuzluk arasında böyle güzel bişey ortaya çıkardığımıza inanmıyorum") ama öyle küseldi ki. Bi tanem Yasemin'ime teşekkür ediorum. Umarım hep böle küsel kalırız..
Neden yapar, çünkü başka hiç bi mutluluk bunun yerini tutamaz.
Ewet, cine geçtim, hızlı bi hayat yaşadım, egom tavan yaptı falan ama hiç biri sevgilimin bi bakışı, bi sözü kadar keyif vermedi bana.. Ve evet yüz tercih hakkım olsa, yine bu tercihi yapardım..
Ne kadar sürer (umarım çok uzun), yada bu ruh halim ne kadar devam eder bilmiorum (umarım hep ;) ) ama şu anki halimde mutlu ve huzurluyum..
Bilmeyenler için bi haftadır (kısa gibi duruyo di mi, öyle aslında ama dediğim gibi, "bişeyi ne kadar yaşadığın diil, nasıl yaşadığın önemlidir". Bu arada kitap yazmam lazım benim yaw.) bi ilişki içerisindeyim. Tek pişmanlığım keşke daha önce başlasaymışızdır.
Bu msj bilgilendirmeden çok, bu alanı sadece kafa karışıklıklarım yada mutsuzluklarımla diil, hayatımdaki küsel şeylerle de doldurma isteğimdendir..
Hayırlı olsun diyin..
Alla herkese böle şeler nasip etsin.. :)) Amin..
Öperim..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Bana yeniden edebi şeyler söylettiren kadın"
--
PS: Olm ilişkide olmayı unutmuşum yaw.. Ağırdan mı almalı, yoksa şimdi tam mı zamanı gerginliği (tatlı bi gerginlik tabi) nası bi gerginliktir kardeşim? Bunu içeren bi kitap (kanun mahiyetinde) yazılsa çok iş yapar kanımca. Bu işe el atsana diyenlere, "olmaz şekerim, sevgilimle takılıcam" derim.. Aynı tedirginliği yaşayıp tavsiye almak isteyenlere de, "anı yaşa dostum, ilişkiyi küsel kılan da böle şeler diil midir?" derim... Onları da öperim..
PS-2: Gene biyografimde yer alsın die yazıorum, bide normalde öle yoğun bi haftada çıkmaya başladık, bazen sadece yarım saat görebildiğimiz zamanlar oldu (şu tabir küsel özetliyo sanırım, "bu kadar olumsuzluk arasında böyle güzel bişey ortaya çıkardığımıza inanmıyorum") ama öyle küseldi ki. Bi tanem Yasemin'ime teşekkür ediorum. Umarım hep böle küsel kalırız..
29 Ekim 2009
firtina oncesi depresyon...
Çok ilginç olabilecek bi üç güne giriyorum. Ama galiba ilginç olmak diil, huzur dolu olmak istiyorum. Hareketleri zamanların sonuna geldim sanırım.
Belki bu üç günün tedirginliğinden, belki sadece artık sıkıldığımdan, belki de çok karmaşık durumlarda kalmış olduğumdan artık yapayalnız olmak istiorum (burdaki yapayalnız göreceli, buraya yazdıklarımı paylaşabileceğim bi sevgiliye kapım her zaman açık.). Hiç kimseyle görüşmemek, hiç kimseyle bişiler paylaşmamak, kimsenin de benle bişey paylaşmamasını ve benden fikir beklememesini istiorum. Ki işler yolunda giderse bu istediğime ulaşabilme olasılığım yüksek. İşler kötü giderse de bu isteğime yine ulaşabilirim. Ama hiç bişey olmazsa ve bu sürünceme ortamı devam ederse başka önlemler almak zorunda kalabilirim ki bunu tercih etmiyorum.
Pazar günü herşey netleşmiş olur umarım. Ondan sonra buraya "artık rahatım" yazısı yazarım.
Dinleyen herkese teşekkür ederim. Anlatınca insanlar anlamıyo, anlamadıkları için saçma yorumlar yapıyo, ama siz beni kendi düşüncülerimle başbaşa bırakıyo ve doğru yolu bulmamı sağlıyosunuz. Çok iyi insanlarsanız. Hepinizle bir gün bir yerlerde buluşmak dileğiyle.. (Artık kampanya yapmıorum, hem ödülleri sağlayamıyorum, hem de o zaman birileri gerçekten okuyo ve talepte bulunuyo. Tek ödül bir "meraba"m olacaktır.)
Operim.
--
Tutku Tuzlu
Tt "Overload"
--
Belki bu üç günün tedirginliğinden, belki sadece artık sıkıldığımdan, belki de çok karmaşık durumlarda kalmış olduğumdan artık yapayalnız olmak istiorum (burdaki yapayalnız göreceli, buraya yazdıklarımı paylaşabileceğim bi sevgiliye kapım her zaman açık.). Hiç kimseyle görüşmemek, hiç kimseyle bişiler paylaşmamak, kimsenin de benle bişey paylaşmamasını ve benden fikir beklememesini istiorum. Ki işler yolunda giderse bu istediğime ulaşabilme olasılığım yüksek. İşler kötü giderse de bu isteğime yine ulaşabilirim. Ama hiç bişey olmazsa ve bu sürünceme ortamı devam ederse başka önlemler almak zorunda kalabilirim ki bunu tercih etmiyorum.
Pazar günü herşey netleşmiş olur umarım. Ondan sonra buraya "artık rahatım" yazısı yazarım.
Dinleyen herkese teşekkür ederim. Anlatınca insanlar anlamıyo, anlamadıkları için saçma yorumlar yapıyo, ama siz beni kendi düşüncülerimle başbaşa bırakıyo ve doğru yolu bulmamı sağlıyosunuz. Çok iyi insanlarsanız. Hepinizle bir gün bir yerlerde buluşmak dileğiyle.. (Artık kampanya yapmıorum, hem ödülleri sağlayamıyorum, hem de o zaman birileri gerçekten okuyo ve talepte bulunuyo. Tek ödül bir "meraba"m olacaktır.)
Operim.
--
Tutku Tuzlu
Tt "Overload"
--
27 Ekim 2009
Naked Truth
Yep, bi kez daha cin'in açıklığını takdir etmemiz gereken bi posttayız. Bugün allahtan çok life-changin' experience yaşamadım da normal bi önceki postu yazarkenki duygularımla yazıorum..
Peki Tt'nin sosyal yaşamı iyi dioruz ama burda pek bişi görmüoruz diyen zihniyete (böle birileri varmışçasına) ithafen yazılıyo...
Biri var, hayatının sonuna kadar beraber olabileceğin bi insan. Çok iyi, zeki, konuşması keyifli, kısmen aynı zevkleri taşıoruz (kısmen dediğim ben ne desem aynı kafadayız gibi davranıyo, ex'lerden biri de bana aynı modu yaşatmıştı ama sonra öle olmamıştı ama bu farklı), sabaha kadar muhabbet edersin (alkol zayıflığını ayrı bi yere koyarsak), hiç sıkılmazsın. Dinlediğinden eminsin ve daha fazla dinlemek için çaba sarfettiğini gösteriyo. Peki tt sorun nedir? Sorunlar şunlar, bir hep alkollü Tt'yi gördü ve diğerini bilemiyo. Şöle ki, Tt her zaman birebirde iyi olmuş bi adam, hani ayıkkken başbaşa görüşmüşlüğümüz yok(bugün plan yapmıştım(kararım asıl bu süper insandan yana yani) ama planlar her zaman tutmuyo(bu detayı giricem ama anlaşılırsa geri dönüşüm yok, anlayan varsa bu konuya son nokta koysun isterim), bugün bi vesileyle kendisini aradım ve kendisiyle başbaşa bulunacak bi ortam ayarlayabilirim die düşünmüştüm ama kendisi yemeğini erken yiyince bu planım iptal oldu). Bu da bana tedirginlik yaratıyo. Yani alkollüyken başka davrandığım bi insanla normalde nası oluyorum bilmeden bi olaylara girmek çok sağlıklı diil gibime geliyo. Bide yeni Tt'nin istekleri eski Tt'yle aynı diil. Şimdi peşimde koşan bi sürü insan varken (bu kısmı ego tatminidir, yani bi sürü kız beni kesiyo ve benden bi hareket bekliyo gibi bi durumum olduğunu düşünüyorum, olay bu.) ciddi bi ilişkiye girmeli miyim onu bilemiyorum. Bu kızla olursam ciddi düşünürüm, hatta biraz doğru kararlarla sonuna kadar gidilebilir. Ama cin hayatımı öyle bi hale getirdi ve bu hayat inanılmaz keyifli ve bunu bırakmalı mıyım henüz gençken, bunu bilemiyorum. Bunla ilgili anket açıcam yapabilirsem ona göre karar versem mi ki?
Peki bi iki olmalı Tt, yukardaki çelişki yetmedi yani. Şimdi bi ikinci var, bana karşı ilgisi en bu konudan anlamayan adam tarafından bile anlaşılabiliyo. Kötü taraf, bi geceyle sınırlı kalmayıp aramaya devam ediyo. Bişiler olmadan duracağa da benzemiyo. Bu kişi değişmez, hayatı boyunca böle yaşamış ve bu kişiyle bişi yapsam bi gece sürer, hadi daha da uzayası geldi, ben boynuzlanana kadar sürer en fazla. Bunu istemiorum ama çevremdekiler kısa süreli bunla takılmam konusunda bana baskı yapıolar. Bazı noktalarda tatmin olacağım kesin ama benim istediği bu mu bilmiorum (eskiden bu konuda nettim ama yeni Tt'den bahsediyorum, 9 kilo verdim ben, saçım böle bi şekil oldu vs.)..
Tt üçüncü de var mı dienlere, üçüncü somut bi kişi diil. Demin dedim, kilo verdim, saçım bişeye benzedi vs. ya, şimdi dışarı çıktığımda bana bakan, hatta abartıp ciddi ciddi yazanlar var. Bi kız vardı o b_kunu çıkarmıştı ama genel olarak da normal bi akşamda da ne kesikler, ne tacizler alıyorum. Şimdi ego durumum kendini toparladı, hatta g_tüm kalktı falan bunu bırakmanın zamanı mı şimdi? Bazen yorulduğumu, birilerinin peşimde koşmanın gereği olmadığını söylüyorum kendime ama ciddi bişilere başlayıp bi süre geçince bunu arayacak mıyım? Ciddi olucağım insanı bu noktaya düşürmek istemem. Hani şu süreçte somut bişi yaşamadığımdan, egom ne kadar ileriyi istiyo bilmiyo olabilirim (umarım içimde bi çakal yatmıyodur), ama ciddi bişilerdeyken böle bi salaklık yapmak istemem. Ki ciddi düşündüğüm insanı da, böle bi duruma sokmak da istemem çünkü çok iyi bi insan.. Iyilerin kazanması gerektiğini düşünüyorum ve bu kız böle bişiyi haketmiyo ve haketmeyecek...
Peki sevgili günlük, yıllarca toplumun yozlaşmasına, tr'deki insanların bozulmasına bu kadar saymış bi adam olarak bu yozlaşmaya katkıda bulunmalı mıyım?
Bide başka bi sorun var ki, ben hala utangaç bi adamım. Hani yukardaki modumdan kararımın ne olduğunu görmüşsünüzdür. "Peki Tt bunla ilgili ne yaptın?" sorusunun cevabı karışık msjlar vermekten ibarettir. Bi gün elele sarmaş dolaşken, ertesi gün hiç konuşmamaktır. Bilerek diil, harbiden, hem ortam olmadı, hem de ayıkken o kadar rahat olamadığımdandır. "Senden hoşlandığını bildiğin bi kişiye karşı nası rahat olamazsın?" sorusuna cevap veremiorum. Belki üzmekten korktum, belki sadece bu konuda iyi diilim, ama istediğimi de yapamıyorum (önceki postu oku hayvan herif).
Çok uzadı ama bundan daha açık olamam. Konuları bilen biri bana yön versin.. Anlatıyorum bazı kişilere ama yardımcı olamıyolar, çünkü kafamın içinde diiller, ben diiller. Beni anlayan bi kişi yardımcı olursa hayatımı bi düzene oturtmak arzusundayım. Lütfen bana yardımcı olun..
Öperim her kim ki bunu okuyup bana destek olursa...
Tenk yu..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Kral Çıplak"
--
PS: Bu depresyon yazı geçen haftayı içerir. Haftaya ise yepyeni umutlar, yepyeni olaylar olabilir. Herşey burda paylaşılacaktır. Sonuçta "Official site of Tt".. En doğru haberler burda.. Bekleyin bakalım neler olacak? Ben bile merak ediorum.. :)))
Peki Tt'nin sosyal yaşamı iyi dioruz ama burda pek bişi görmüoruz diyen zihniyete (böle birileri varmışçasına) ithafen yazılıyo...
Biri var, hayatının sonuna kadar beraber olabileceğin bi insan. Çok iyi, zeki, konuşması keyifli, kısmen aynı zevkleri taşıoruz (kısmen dediğim ben ne desem aynı kafadayız gibi davranıyo, ex'lerden biri de bana aynı modu yaşatmıştı ama sonra öle olmamıştı ama bu farklı), sabaha kadar muhabbet edersin (alkol zayıflığını ayrı bi yere koyarsak), hiç sıkılmazsın. Dinlediğinden eminsin ve daha fazla dinlemek için çaba sarfettiğini gösteriyo. Peki tt sorun nedir? Sorunlar şunlar, bir hep alkollü Tt'yi gördü ve diğerini bilemiyo. Şöle ki, Tt her zaman birebirde iyi olmuş bi adam, hani ayıkkken başbaşa görüşmüşlüğümüz yok(bugün plan yapmıştım(kararım asıl bu süper insandan yana yani) ama planlar her zaman tutmuyo(bu detayı giricem ama anlaşılırsa geri dönüşüm yok, anlayan varsa bu konuya son nokta koysun isterim), bugün bi vesileyle kendisini aradım ve kendisiyle başbaşa bulunacak bi ortam ayarlayabilirim die düşünmüştüm ama kendisi yemeğini erken yiyince bu planım iptal oldu). Bu da bana tedirginlik yaratıyo. Yani alkollüyken başka davrandığım bi insanla normalde nası oluyorum bilmeden bi olaylara girmek çok sağlıklı diil gibime geliyo. Bide yeni Tt'nin istekleri eski Tt'yle aynı diil. Şimdi peşimde koşan bi sürü insan varken (bu kısmı ego tatminidir, yani bi sürü kız beni kesiyo ve benden bi hareket bekliyo gibi bi durumum olduğunu düşünüyorum, olay bu.) ciddi bi ilişkiye girmeli miyim onu bilemiyorum. Bu kızla olursam ciddi düşünürüm, hatta biraz doğru kararlarla sonuna kadar gidilebilir. Ama cin hayatımı öyle bi hale getirdi ve bu hayat inanılmaz keyifli ve bunu bırakmalı mıyım henüz gençken, bunu bilemiyorum. Bunla ilgili anket açıcam yapabilirsem ona göre karar versem mi ki?
Peki bi iki olmalı Tt, yukardaki çelişki yetmedi yani. Şimdi bi ikinci var, bana karşı ilgisi en bu konudan anlamayan adam tarafından bile anlaşılabiliyo. Kötü taraf, bi geceyle sınırlı kalmayıp aramaya devam ediyo. Bişiler olmadan duracağa da benzemiyo. Bu kişi değişmez, hayatı boyunca böle yaşamış ve bu kişiyle bişi yapsam bi gece sürer, hadi daha da uzayası geldi, ben boynuzlanana kadar sürer en fazla. Bunu istemiorum ama çevremdekiler kısa süreli bunla takılmam konusunda bana baskı yapıolar. Bazı noktalarda tatmin olacağım kesin ama benim istediği bu mu bilmiorum (eskiden bu konuda nettim ama yeni Tt'den bahsediyorum, 9 kilo verdim ben, saçım böle bi şekil oldu vs.)..
Tt üçüncü de var mı dienlere, üçüncü somut bi kişi diil. Demin dedim, kilo verdim, saçım bişeye benzedi vs. ya, şimdi dışarı çıktığımda bana bakan, hatta abartıp ciddi ciddi yazanlar var. Bi kız vardı o b_kunu çıkarmıştı ama genel olarak da normal bi akşamda da ne kesikler, ne tacizler alıyorum. Şimdi ego durumum kendini toparladı, hatta g_tüm kalktı falan bunu bırakmanın zamanı mı şimdi? Bazen yorulduğumu, birilerinin peşimde koşmanın gereği olmadığını söylüyorum kendime ama ciddi bişilere başlayıp bi süre geçince bunu arayacak mıyım? Ciddi olucağım insanı bu noktaya düşürmek istemem. Hani şu süreçte somut bişi yaşamadığımdan, egom ne kadar ileriyi istiyo bilmiyo olabilirim (umarım içimde bi çakal yatmıyodur), ama ciddi bişilerdeyken böle bi salaklık yapmak istemem. Ki ciddi düşündüğüm insanı da, böle bi duruma sokmak da istemem çünkü çok iyi bi insan.. Iyilerin kazanması gerektiğini düşünüyorum ve bu kız böle bişiyi haketmiyo ve haketmeyecek...
Peki sevgili günlük, yıllarca toplumun yozlaşmasına, tr'deki insanların bozulmasına bu kadar saymış bi adam olarak bu yozlaşmaya katkıda bulunmalı mıyım?
Bide başka bi sorun var ki, ben hala utangaç bi adamım. Hani yukardaki modumdan kararımın ne olduğunu görmüşsünüzdür. "Peki Tt bunla ilgili ne yaptın?" sorusunun cevabı karışık msjlar vermekten ibarettir. Bi gün elele sarmaş dolaşken, ertesi gün hiç konuşmamaktır. Bilerek diil, harbiden, hem ortam olmadı, hem de ayıkken o kadar rahat olamadığımdandır. "Senden hoşlandığını bildiğin bi kişiye karşı nası rahat olamazsın?" sorusuna cevap veremiorum. Belki üzmekten korktum, belki sadece bu konuda iyi diilim, ama istediğimi de yapamıyorum (önceki postu oku hayvan herif).
Çok uzadı ama bundan daha açık olamam. Konuları bilen biri bana yön versin.. Anlatıyorum bazı kişilere ama yardımcı olamıyolar, çünkü kafamın içinde diiller, ben diiller. Beni anlayan bi kişi yardımcı olursa hayatımı bi düzene oturtmak arzusundayım. Lütfen bana yardımcı olun..
Öperim her kim ki bunu okuyup bana destek olursa...
Tenk yu..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Kral Çıplak"
--
PS: Bu depresyon yazı geçen haftayı içerir. Haftaya ise yepyeni umutlar, yepyeni olaylar olabilir. Herşey burda paylaşılacaktır. Sonuçta "Official site of Tt".. En doğru haberler burda.. Bekleyin bakalım neler olacak? Ben bile merak ediorum.. :)))
26 Ekim 2009
iç döküm..
Baya bi zaman olmuştu, içmeden akşamdan kalma gibi olmayalı.
Değiştiricem bişiler dedim ama o kadar güçlü diilim heralde. Yada anlamıyorum kendimi naapıorum neden yapıorum yada yapamıorum. Bu aralar hakkaten birilerinin oyunları içinde yer alır gibi bi halim var. Hani tüm kapılar kapandığında yeni bir kapı ortaya çıkar ya, ben de bu aralar kapıdan bol bişi yok ama bende kapıdan giricek cesaret de yok. Bide üstüne saçma hareketler yapmaya doğru yönleniorum. Beni yönlendiricek yada durdurucak kimse de yok, çünkü kendim anlamadığım için anlatamıyorum da..
İşin daha acı tarafı esas Tt'nin sadece alkolde ortaya çıkması ama zamanımın büyük boyutunu ayık dolaştığım ve 31 ekim'le beraber alkole ara vericeğim için bu b_ktan Tt'ye mahkum olucam. Zati esas amaç ayık Tt'nin süper olmasıydı ama en eğlenceli atraktif tarafım alkollü tarafımmış. Sabahtan akşama kadar içemiyceğime göre (yada bu opsiyonu kullanmak istemiorum dielim :) ) bişiler yapmak lazım ama kendimi bu kadar çitlerle çevirmişken dışarı çıkmak o kadar kolay olmuyo. Bi insan bunca yıl yaşayıp hala bir gram ilerlememiş olabilir mi yaw?
Bu gecenin ilerleryen zamanlarında (alkol included :) ) herşeyi sansür koşullunu unutmadan detaylı bi şekilde anlatıcam die düşünüorum ama burasının okunma olasılığı sebebiyle çok da açık olamıyorum artık. İçimi dökme ihtiyacımı da karşılayamıyorum, ne saçma oldu birden yaw..
İşte olay böle oluyo sevgili günlük, umursamadığın ve sadece hayallerinle kaldığın zamanlar inanılmaz mutluyken, bişiler yapma gereği ortaya çıkar çıkmaz yapacak g_tüm olmadığını görüp dibe vuruyorum, sonra veriyorum alkolü saçma hareketler yapıp işleri iyice karıştırıp sonra ayılınca hayatımın ne kadar boktan olduğu olgusuna takılı kalıyorum. Bu arada bu dediklerim mevcut süreçle alakalı diil, bu günden sonraki hayatımın gidişatı böle olucak, biliorum ve onu diorum. Yoksa alkollüyken yaptığım hareketlerin (en azından bi kısmının) arkasındayım. Zaten sorun alkollüyken yaptıklarımdan çok, alkolsüzken yapamadıklarım, alkolsüzken yaptıklarım da çok akıl karı diil, bi yandan başka olaylar falan derken..
Bu yazı okunuyosa, kimse bişi algılamasın (hayır şimdi alakasız insanlar okuyup başka bişiler anlarlar, olaylar iyice karışır falan), şöle bi içimi döktüm, geçti. Biraz daha karıştırıcam, sonra gına gelicek bi atar yapıcam saçma bi hareketle, ondan sonra herşey düzelicek.. Ama yine de bu günleri hatırlamam için yazmam lazımdı.
Nese daha açık halini alkollüyken yazıcam..
Öperim yanaklardan..
--
Tutku Tuzlu
Tt "WTF?"
--
PS: Bişi yapamam da kafa karışıklığımın payı da çok büyük, onu belirtmemişim yazıda. Şöle ki, eğer hayatın merkezine kendini koyar ve başkalarını hiç iplemezsen (bi arkadaş beni böle olmakla suçlamıştı zamanında, onun da aq) keyifle hayatına devam edebilirsin. Ama hareketlerin başkalarını etkiliosa, hem de ciddi şekilde etkiliycekse biraz kafam karışıo. Bu yüzden "salla, yapalım gitsin" diemediğim durumlar içindeyim. Du bakalım noolcak?
Değiştiricem bişiler dedim ama o kadar güçlü diilim heralde. Yada anlamıyorum kendimi naapıorum neden yapıorum yada yapamıorum. Bu aralar hakkaten birilerinin oyunları içinde yer alır gibi bi halim var. Hani tüm kapılar kapandığında yeni bir kapı ortaya çıkar ya, ben de bu aralar kapıdan bol bişi yok ama bende kapıdan giricek cesaret de yok. Bide üstüne saçma hareketler yapmaya doğru yönleniorum. Beni yönlendiricek yada durdurucak kimse de yok, çünkü kendim anlamadığım için anlatamıyorum da..
İşin daha acı tarafı esas Tt'nin sadece alkolde ortaya çıkması ama zamanımın büyük boyutunu ayık dolaştığım ve 31 ekim'le beraber alkole ara vericeğim için bu b_ktan Tt'ye mahkum olucam. Zati esas amaç ayık Tt'nin süper olmasıydı ama en eğlenceli atraktif tarafım alkollü tarafımmış. Sabahtan akşama kadar içemiyceğime göre (yada bu opsiyonu kullanmak istemiorum dielim :) ) bişiler yapmak lazım ama kendimi bu kadar çitlerle çevirmişken dışarı çıkmak o kadar kolay olmuyo. Bi insan bunca yıl yaşayıp hala bir gram ilerlememiş olabilir mi yaw?
Bu gecenin ilerleryen zamanlarında (alkol included :) ) herşeyi sansür koşullunu unutmadan detaylı bi şekilde anlatıcam die düşünüorum ama burasının okunma olasılığı sebebiyle çok da açık olamıyorum artık. İçimi dökme ihtiyacımı da karşılayamıyorum, ne saçma oldu birden yaw..
İşte olay böle oluyo sevgili günlük, umursamadığın ve sadece hayallerinle kaldığın zamanlar inanılmaz mutluyken, bişiler yapma gereği ortaya çıkar çıkmaz yapacak g_tüm olmadığını görüp dibe vuruyorum, sonra veriyorum alkolü saçma hareketler yapıp işleri iyice karıştırıp sonra ayılınca hayatımın ne kadar boktan olduğu olgusuna takılı kalıyorum. Bu arada bu dediklerim mevcut süreçle alakalı diil, bu günden sonraki hayatımın gidişatı böle olucak, biliorum ve onu diorum. Yoksa alkollüyken yaptığım hareketlerin (en azından bi kısmının) arkasındayım. Zaten sorun alkollüyken yaptıklarımdan çok, alkolsüzken yapamadıklarım, alkolsüzken yaptıklarım da çok akıl karı diil, bi yandan başka olaylar falan derken..
Bu yazı okunuyosa, kimse bişi algılamasın (hayır şimdi alakasız insanlar okuyup başka bişiler anlarlar, olaylar iyice karışır falan), şöle bi içimi döktüm, geçti. Biraz daha karıştırıcam, sonra gına gelicek bi atar yapıcam saçma bi hareketle, ondan sonra herşey düzelicek.. Ama yine de bu günleri hatırlamam için yazmam lazımdı.
Nese daha açık halini alkollüyken yazıcam..
Öperim yanaklardan..
--
Tutku Tuzlu
Tt "WTF?"
--
PS: Bişi yapamam da kafa karışıklığımın payı da çok büyük, onu belirtmemişim yazıda. Şöle ki, eğer hayatın merkezine kendini koyar ve başkalarını hiç iplemezsen (bi arkadaş beni böle olmakla suçlamıştı zamanında, onun da aq) keyifle hayatına devam edebilirsin. Ama hareketlerin başkalarını etkiliosa, hem de ciddi şekilde etkiliycekse biraz kafam karışıo. Bu yüzden "salla, yapalım gitsin" diemediğim durumlar içindeyim. Du bakalım noolcak?
25 Ekim 2009
Fırtına öncesi..
Bi süredir hayatımın nası değiştiği, nası hızlandığıyla ilgili bişiler yazmış olmam lazım buraya.. Yazmamışsam da kısaca, "cin içtim, hayatım değişti" mottosuyla çıktığım yolda, tüm özelliklerim zirve yaptı. İnsan ilişkileri, özel hayat, hayattan alınan tat gibi noktalarda belkide hayatımın en verimli dönemindeyim..
Şimdi çok kısa bir süre içinde bu gidişatı değiştirebilecek bazı hareketler yapabilirim. O yüzden hazırlıklı olun, burda çok yakında Tt'nin değişen hayatını değiştirme maceralarını okuyacaksınız. (tam da emin diilim, bu sefer alkolsuz bazı hareketler peşindeyim, alkollü olmakla aynı olmayabilir ama büyük ihtimalle olucak.. hayırlısı yani..)
Preview yapmak gerekirse, hızlanan hayatı yavaşlatmak, kaos ortamında bazı şeyleri rayına oturtmak, belirsizlikleri ortadan kaldırmak vs.. Hepsi burada.. Çok yakında..
Hadi hayırlısı..
--
Tutku Tuzlu
Tt "New Style"
--
PS: Bu arada göt olup, yeni hayatımın içine etme durumum da var ama pozitif düşünce.. Ne zaman havaya girsem burnumu yere çakıcak bişiler oluyo ya, işalla bu sefer olmaz. Yeni Tt çünkü bu.. Olmaması lazım.. Noolur olmasın.. Uhuhuhuhu...
Şimdi çok kısa bir süre içinde bu gidişatı değiştirebilecek bazı hareketler yapabilirim. O yüzden hazırlıklı olun, burda çok yakında Tt'nin değişen hayatını değiştirme maceralarını okuyacaksınız. (tam da emin diilim, bu sefer alkolsuz bazı hareketler peşindeyim, alkollü olmakla aynı olmayabilir ama büyük ihtimalle olucak.. hayırlısı yani..)
Preview yapmak gerekirse, hızlanan hayatı yavaşlatmak, kaos ortamında bazı şeyleri rayına oturtmak, belirsizlikleri ortadan kaldırmak vs.. Hepsi burada.. Çok yakında..
Hadi hayırlısı..
--
Tutku Tuzlu
Tt "New Style"
--
PS: Bu arada göt olup, yeni hayatımın içine etme durumum da var ama pozitif düşünce.. Ne zaman havaya girsem burnumu yere çakıcak bişiler oluyo ya, işalla bu sefer olmaz. Yeni Tt çünkü bu.. Olmaması lazım.. Noolur olmasın.. Uhuhuhuhu...
14 Ekim 2009
Son zamanlar...
Siz nası yaşıyosunuz bilmiorum ama ben hep hayatımı belli bi düzene oturtup o düzenin keyfini sürmeyi seviyorum. Ben seviyorum ama mesela eski sevgililerimden biri beni değişimden korkmakla suçlamıştı (sonradan kendi adıma korkmakla haklı çıktım, şu dört yıl nası geçti hiç anlamadım). Ama yine de ondan sonra o kadar değişim yaşadım ama adapte olmakta hiç zorluk çekmedim.
Yeni Tt hem daha olgun ama bi yandan da yaşlanmamak için çaba sarfediyo. Yeni rutinim, hemen her hafta sonunu çeşitli aktivitelerle doldurmak. Nefes'i keşfettiğimi söylemiştim zaten, buna son günlerde bide If'i ekleyip "komple weekend package" haline getirdik. Böylelikle hem kendimi daha genç hissediyorum, hem de özel hayatımla ilgili umut kazanmış oluyorum.
Iki ilişki yaşadım (az olabilir ama size ne, hem çok sevgilim olacaktı da noolucaktı, hem hem ühühühü) ve özellikle sonuncusundan sonra egom ciddi zarar görmüştü. Şimdi kızları anlıyorum diyemem ama kendine güveni koklayarak mı anlıyolar bilmiorum, bu aralar kendimi bi yakışıklı, karizmatik falan hissetmeye başladım. Belki de eskiden de öyleydim ama kafam yerde yürüdüğüm için beni kesen kızları göremiyodum. Böylelikle egomu eski durumuna koymaya başladım. Somut bişey yaptığımdan diil (skorum hala sabit) ama çeşitli ortamlarda tercih edildiğinin belli edilmesi ve şu an burda anlatmayacağım çeşitli sebeplerden egom yerine geldi. Yolda yürüyüşümün bile değiştiğini söyleyen insanlar da var.. Yakın zamanda bi atraksiyonum olabilir.
Tabi kendine güven kadar fiziksel durumumun da değişiklik gösterdiği söylenebilir. Rejim yapamaya başladım (Koray'ın değimiyle yaşam felsefemi değiştirdim ama ismi önemli diil) ve gün itibariyle 83 kiloya inmiş bulunuyorum. Rejim dediğim, birayı kestim (artık sadece cin-vişne içiyorum), abur-cuburu komple sildim (gece snack olarak elma yedim misal), bide gün içinde yediklerimi azaltarak (sadece akşam yemeği kısmen free ama onu da dengeli tutuyorum) bu noktaya geldim. Spor da yapıyodum ama onu bıraktım gibi bişi. Sabah banyoda da gördüğüm gibi göbeğim hemen hemen yok olmak üzere.. Bu da kızları etkilemiş olabilir tabi. (Kızlara sormak lazım..)
Başka ne var die düşünüorum, sanırım çevremdeki beklentiyi azalttığım için , şu sıralar çevremle de sıkıntı yaşamıorum gibi duruyo. Belki de insanlar derdimi anlıyo, ya da beni kabul etmeyi anladılar ama şu anda kısmen rahatım. Min. sürtüşme, max. happiness.. Yeni sloganımız.. Bide ilişkilerimde daha dikkatliyim, herşeyimle açık olmama gerek olmadığını (bazı alkollü akşamları hariç tutarım), kendime ait kısımlar olması gerektiğini de kavradım. Böyle olmanın da bi sorunu olmadığını gördüm..
Last but least, bu noktaya gelmemde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunarım. Sizlerin desteği olmadan bugün bu adam olamazdım.. (belkide hayırlısı buydu ama nese :) )
Hepinizi öpüyorum..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Refreshed"
--
PS: Bu siteden bana sormadan alıntı yapılması hoş karşılanmaz. Burda negatif konularda isim kullanılmaz ve hem herkes hem de hiç kimse olabilir. Bu yüzden sizi anlatıyomuşum gibi bi durumda kalıp bana bu konuyu sorarsanız reddetme hakkımı saklı tutarım. Ama siz gene de sizi anlatıyomuşum gibi alıp ona göre davranırsanız daha iyi olur.
PS-2: Yine kız konuları rezil olmayayım die sansürlenir ve istisnai durumlar dışında isim kullanılmaz. Bu noktada "bu ben miyim?" die sormanız sorduğunuz duruma göre değişiklik gösterebilir. Şöle ki, farzı misal "ben bi kızdan hoşlanıyorum" durumuna itafen gelirseniz ve çirkin değilseniz (bazı çirkinlerde de aynı durumda kalabilir, :D ), siz olmasanız bile cvp "ewt sensin" olabilir. Bu gibi durumlarda olumlu görüş taşımayanların gelmemesi rica olunur. Yok benim negatif olduğum bi durum söz konusuysa, kesinlikle siz diilsinizdir. Bu arada birilerinde hoşlanıyorum demiş miydim? hehehehe. şaka tabi. ama şaka olmaya da bilir. hmm...
PS-3: Tarz nası oldu şu anda yargılayamıyorum. Bu konuda fikirlere açığım. Eskilerle mesela çok eğlendim ama başkaları da aynı tadı alıyo mu bilmiorum. Yada bu deminkiler çok küsel oldu mu anlamadım ama belki zamanla alakalı bi konudur. Bu yüzden cidden birileri okuyosa bi mail atsın, yorum yapsın lütfen... Öptm.
Yeni Tt hem daha olgun ama bi yandan da yaşlanmamak için çaba sarfediyo. Yeni rutinim, hemen her hafta sonunu çeşitli aktivitelerle doldurmak. Nefes'i keşfettiğimi söylemiştim zaten, buna son günlerde bide If'i ekleyip "komple weekend package" haline getirdik. Böylelikle hem kendimi daha genç hissediyorum, hem de özel hayatımla ilgili umut kazanmış oluyorum.
Iki ilişki yaşadım (az olabilir ama size ne, hem çok sevgilim olacaktı da noolucaktı, hem hem ühühühü) ve özellikle sonuncusundan sonra egom ciddi zarar görmüştü. Şimdi kızları anlıyorum diyemem ama kendine güveni koklayarak mı anlıyolar bilmiorum, bu aralar kendimi bi yakışıklı, karizmatik falan hissetmeye başladım. Belki de eskiden de öyleydim ama kafam yerde yürüdüğüm için beni kesen kızları göremiyodum. Böylelikle egomu eski durumuna koymaya başladım. Somut bişey yaptığımdan diil (skorum hala sabit) ama çeşitli ortamlarda tercih edildiğinin belli edilmesi ve şu an burda anlatmayacağım çeşitli sebeplerden egom yerine geldi. Yolda yürüyüşümün bile değiştiğini söyleyen insanlar da var.. Yakın zamanda bi atraksiyonum olabilir.
Tabi kendine güven kadar fiziksel durumumun da değişiklik gösterdiği söylenebilir. Rejim yapamaya başladım (Koray'ın değimiyle yaşam felsefemi değiştirdim ama ismi önemli diil) ve gün itibariyle 83 kiloya inmiş bulunuyorum. Rejim dediğim, birayı kestim (artık sadece cin-vişne içiyorum), abur-cuburu komple sildim (gece snack olarak elma yedim misal), bide gün içinde yediklerimi azaltarak (sadece akşam yemeği kısmen free ama onu da dengeli tutuyorum) bu noktaya geldim. Spor da yapıyodum ama onu bıraktım gibi bişi. Sabah banyoda da gördüğüm gibi göbeğim hemen hemen yok olmak üzere.. Bu da kızları etkilemiş olabilir tabi. (Kızlara sormak lazım..)
Başka ne var die düşünüorum, sanırım çevremdeki beklentiyi azalttığım için , şu sıralar çevremle de sıkıntı yaşamıorum gibi duruyo. Belki de insanlar derdimi anlıyo, ya da beni kabul etmeyi anladılar ama şu anda kısmen rahatım. Min. sürtüşme, max. happiness.. Yeni sloganımız.. Bide ilişkilerimde daha dikkatliyim, herşeyimle açık olmama gerek olmadığını (bazı alkollü akşamları hariç tutarım), kendime ait kısımlar olması gerektiğini de kavradım. Böyle olmanın da bi sorunu olmadığını gördüm..
Last but least, bu noktaya gelmemde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunarım. Sizlerin desteği olmadan bugün bu adam olamazdım.. (belkide hayırlısı buydu ama nese :) )
Hepinizi öpüyorum..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Refreshed"
--
PS: Bu siteden bana sormadan alıntı yapılması hoş karşılanmaz. Burda negatif konularda isim kullanılmaz ve hem herkes hem de hiç kimse olabilir. Bu yüzden sizi anlatıyomuşum gibi bi durumda kalıp bana bu konuyu sorarsanız reddetme hakkımı saklı tutarım. Ama siz gene de sizi anlatıyomuşum gibi alıp ona göre davranırsanız daha iyi olur.
PS-2: Yine kız konuları rezil olmayayım die sansürlenir ve istisnai durumlar dışında isim kullanılmaz. Bu noktada "bu ben miyim?" die sormanız sorduğunuz duruma göre değişiklik gösterebilir. Şöle ki, farzı misal "ben bi kızdan hoşlanıyorum" durumuna itafen gelirseniz ve çirkin değilseniz (bazı çirkinlerde de aynı durumda kalabilir, :D ), siz olmasanız bile cvp "ewt sensin" olabilir. Bu gibi durumlarda olumlu görüş taşımayanların gelmemesi rica olunur. Yok benim negatif olduğum bi durum söz konusuysa, kesinlikle siz diilsinizdir. Bu arada birilerinde hoşlanıyorum demiş miydim? hehehehe. şaka tabi. ama şaka olmaya da bilir. hmm...
PS-3: Tarz nası oldu şu anda yargılayamıyorum. Bu konuda fikirlere açığım. Eskilerle mesela çok eğlendim ama başkaları da aynı tadı alıyo mu bilmiorum. Yada bu deminkiler çok küsel oldu mu anlamadım ama belki zamanla alakalı bi konudur. Bu yüzden cidden birileri okuyosa bi mail atsın, yorum yapsın lütfen... Öptm.
13 Ekim 2009
Lookin' back.. part-2
Aksiyon demiştim di mi? Pek aksiyonluk bişe yok aslında.. En son doğum günümde kaldık..
Doğum günümle beraber hakketen yaşlandım sanırım. Biraz daha ağırlık, biraz daha umursamazlık, biraz daha az konuşma ve biraz daha aksilik geldi sanırım bana.. Doğum günümden sonra olması lazım bi tatil yaptık doğum günümdeki tayfayla. Normalde böle çok motivasyonla, şöle olcak böle olcak olması gereken tatilden en büyük beklentim kafa dağıtıp dinlenmekti. Amacıma da ulaştım. Bu tavrım ortamı eğlendiren Tt'yi bekleyen arkadaşlarımı rahatsız etti tabi ama kendi dertlerinden benimle ilgili dertlerini çok da iplemediler. Gördüm ki o grup çok da grup olamamıştı, çünkü herkesin farklı beklentileri vardı ve hiçbiri uzlaşma taraftarı diildi. Çok da iplemedim, insanları birbiriyle kaynaştırmak eskiden yapacağım bi işti. Artık hepimiz eşşek kadar adamdık ve herkes kendi sorununu çözebilirdi.
Ben mesela kendiminkini çözdüm, daha doğrusu kendiliğinden çözüldü (hakkaten hiç bişi yapmamak bazen sorununuzun çözümü olabiliyomuş). Şöleki o ortamdaki arkadaşlardan biri sürekli kendisine değer vermediğimden yakınıyodu. Bi gün tepkisinin sertliğini (ve zamanını, şöle oluyo kendisiyle iki gün önce bi arkadaşımızın ankaraya gelişi vesilesiyle dışarı çıktık (bu arada kendisi hiç aranmamaktan yakınıyodu) ve hani aktiviteye dahil olmasını ben önermesem orda olmayacaktı, yine bi kaç gün öncesinde de benim bir arkadaşımın partisine yine benim vesilemle çağrılmış olması gibi unsurları unutup, bahsi geçen günde bi arkadaşımla buluşmuşken beni arayıp kendisini nie çağırmadığımla ilgili sitemlerde bulunup telefonu yüzüme kapattı) ayarlayamayıp beni kızdırdı. Bende her kızgın olduğum durumda yaptığım gibi bu konuyla ilgili hiç bişi yapmamaya karar verdim. Böylelikle Tt'nin görüşmedikleri listesini 1+1 (kendisiyle bi sorunum yoktu ama doğal olarak kendisine yakın gördüğü arkadaşını tercih eden başka bi arkadaşla da artık görüşmüyoruz) kişi eklenmiş oldu.
Saçma sapan görünüyo, illa detaylandır Tt diyenler için, bir; insanların özel hayatı olabilir, istediğimle tek başıma buluşup istediğimle grup aktivitesi düzenleyebilirim, kimse karışamaz. iki; hiç bi suçum yokken (ki aradığında yalan söyleyip çağırmasaydım suçlanabilirdim ama çağırma fırsatı bile vermediğinden (direk kapattı) çağırılmadı) azarlandığımda sinirlenirim, kızarım, kızdığımda alttan almam, bi de bu olay çözülmeden sinirim geçerse gurura bağlar, s_ksen geri adım atmam. Böle bi olayla öz kardeşimle (Eto'yla) bir yıl kadar konuşmadım, yüzüne bile bakmadım. Üç; bi olayın birden fazla yaşanmamasını tercih ederim, bu arkadaşla daha önce de benzer bi durumda kalıp tartışmıştık (o zaman başka arkadaşlarımı koruma maksadıyla suçu kendi üzerime aldığım için tatlıya bağlanmıştı) ve bu tip bi durumda kalmamamız için kendisini uyarmıştım, olmadı. Bu üç unsurun etkileri doğrultusunda düşünülüp hakkımda yargıya varılırsa daha mutlu olurum.
Bu arada bu vesileyle, en iyi arkadaşımın beni kararlarımı yargılamadan sadece onları kabul ederek ve kendini de buna göre adapte eden arkadaşlarım olduğunu gördüm. Olayların tartışmasını her zaman yaparım ve haksız olduğumun düşünüldüğü yerleri dinlemek ve kendimi savunmakla ilgili durumlara her zaman varım. Ama olayda haklı olduğumu söyleyip, sonucunda yaptığım hareketleri anlayamıyosanız, sadece öyle kabul edin. Görüşmek istemediğim insanlarla aynı ortamda bulunmuyorum ve bulunmiycam. Bunu daha önceki yazılarımda açıklamış olmalıyım, durduk yere problem yaşamayalım isterim. Barıştırma faaliyetleri ise arada sizi de götürebilir, onun için yapmayın..
Bu olayda arada geçen sürede aklımda kalan son olaydır. Çok uzadığı ve sıkıcı olduğunu düşündüğüm için bu kısmı kesip yeni Tt ile ilgili kısımlara geçme hevesindeyim. Unuttuğum bişeyi hatırlatıp bu kısma ekleme de yapabilirsiniz. Bi kısım olaylar kafamda fazla taze oldukları için daha direkt bi anlatım izledim. Umarım diğer yazılarımda eski tarzımı yakalayabilirim.
Geçmiş geçmiştir, önümüze bakalım..
Öperim hepinizi..
--
Tutku Tuzlu
Tt "ReLoaded"
--
PS: Ha bide hırsız girdi bize. Artık foto makinem yok, annemim laptopi yok, bi ext. hard disk almıştım o yok, bu yok. Ama cana geliceğine mala gelsin tabi. Unutmuştum, şimdi hatırladım. İnsanı değiştiren tecrübelerdendir bu arada. Özellikle Eto çok etkilendi ama atlattık sanırım. Herşey normale döndü. O zaman bana destek olan insanlara da ayrıca teşekkür ederim.
Doğum günümle beraber hakketen yaşlandım sanırım. Biraz daha ağırlık, biraz daha umursamazlık, biraz daha az konuşma ve biraz daha aksilik geldi sanırım bana.. Doğum günümden sonra olması lazım bi tatil yaptık doğum günümdeki tayfayla. Normalde böle çok motivasyonla, şöle olcak böle olcak olması gereken tatilden en büyük beklentim kafa dağıtıp dinlenmekti. Amacıma da ulaştım. Bu tavrım ortamı eğlendiren Tt'yi bekleyen arkadaşlarımı rahatsız etti tabi ama kendi dertlerinden benimle ilgili dertlerini çok da iplemediler. Gördüm ki o grup çok da grup olamamıştı, çünkü herkesin farklı beklentileri vardı ve hiçbiri uzlaşma taraftarı diildi. Çok da iplemedim, insanları birbiriyle kaynaştırmak eskiden yapacağım bi işti. Artık hepimiz eşşek kadar adamdık ve herkes kendi sorununu çözebilirdi.
Ben mesela kendiminkini çözdüm, daha doğrusu kendiliğinden çözüldü (hakkaten hiç bişi yapmamak bazen sorununuzun çözümü olabiliyomuş). Şöleki o ortamdaki arkadaşlardan biri sürekli kendisine değer vermediğimden yakınıyodu. Bi gün tepkisinin sertliğini (ve zamanını, şöle oluyo kendisiyle iki gün önce bi arkadaşımızın ankaraya gelişi vesilesiyle dışarı çıktık (bu arada kendisi hiç aranmamaktan yakınıyodu) ve hani aktiviteye dahil olmasını ben önermesem orda olmayacaktı, yine bi kaç gün öncesinde de benim bir arkadaşımın partisine yine benim vesilemle çağrılmış olması gibi unsurları unutup, bahsi geçen günde bi arkadaşımla buluşmuşken beni arayıp kendisini nie çağırmadığımla ilgili sitemlerde bulunup telefonu yüzüme kapattı) ayarlayamayıp beni kızdırdı. Bende her kızgın olduğum durumda yaptığım gibi bu konuyla ilgili hiç bişi yapmamaya karar verdim. Böylelikle Tt'nin görüşmedikleri listesini 1+1 (kendisiyle bi sorunum yoktu ama doğal olarak kendisine yakın gördüğü arkadaşını tercih eden başka bi arkadaşla da artık görüşmüyoruz) kişi eklenmiş oldu.
Saçma sapan görünüyo, illa detaylandır Tt diyenler için, bir; insanların özel hayatı olabilir, istediğimle tek başıma buluşup istediğimle grup aktivitesi düzenleyebilirim, kimse karışamaz. iki; hiç bi suçum yokken (ki aradığında yalan söyleyip çağırmasaydım suçlanabilirdim ama çağırma fırsatı bile vermediğinden (direk kapattı) çağırılmadı) azarlandığımda sinirlenirim, kızarım, kızdığımda alttan almam, bi de bu olay çözülmeden sinirim geçerse gurura bağlar, s_ksen geri adım atmam. Böle bi olayla öz kardeşimle (Eto'yla) bir yıl kadar konuşmadım, yüzüne bile bakmadım. Üç; bi olayın birden fazla yaşanmamasını tercih ederim, bu arkadaşla daha önce de benzer bi durumda kalıp tartışmıştık (o zaman başka arkadaşlarımı koruma maksadıyla suçu kendi üzerime aldığım için tatlıya bağlanmıştı) ve bu tip bi durumda kalmamamız için kendisini uyarmıştım, olmadı. Bu üç unsurun etkileri doğrultusunda düşünülüp hakkımda yargıya varılırsa daha mutlu olurum.
Bu arada bu vesileyle, en iyi arkadaşımın beni kararlarımı yargılamadan sadece onları kabul ederek ve kendini de buna göre adapte eden arkadaşlarım olduğunu gördüm. Olayların tartışmasını her zaman yaparım ve haksız olduğumun düşünüldüğü yerleri dinlemek ve kendimi savunmakla ilgili durumlara her zaman varım. Ama olayda haklı olduğumu söyleyip, sonucunda yaptığım hareketleri anlayamıyosanız, sadece öyle kabul edin. Görüşmek istemediğim insanlarla aynı ortamda bulunmuyorum ve bulunmiycam. Bunu daha önceki yazılarımda açıklamış olmalıyım, durduk yere problem yaşamayalım isterim. Barıştırma faaliyetleri ise arada sizi de götürebilir, onun için yapmayın..
Bu olayda arada geçen sürede aklımda kalan son olaydır. Çok uzadığı ve sıkıcı olduğunu düşündüğüm için bu kısmı kesip yeni Tt ile ilgili kısımlara geçme hevesindeyim. Unuttuğum bişeyi hatırlatıp bu kısma ekleme de yapabilirsiniz. Bi kısım olaylar kafamda fazla taze oldukları için daha direkt bi anlatım izledim. Umarım diğer yazılarımda eski tarzımı yakalayabilirim.
Geçmiş geçmiştir, önümüze bakalım..
Öperim hepinizi..
--
Tutku Tuzlu
Tt "ReLoaded"
--
PS: Ha bide hırsız girdi bize. Artık foto makinem yok, annemim laptopi yok, bi ext. hard disk almıştım o yok, bu yok. Ama cana geliceğine mala gelsin tabi. Unutmuştum, şimdi hatırladım. İnsanı değiştiren tecrübelerdendir bu arada. Özellikle Eto çok etkilendi ama atlattık sanırım. Herşey normale döndü. O zaman bana destek olan insanlara da ayrıca teşekkür ederim.
Lookin' back.. part-1
27 Ağustos 2008.. Bi yıldan fazla zaman geçmiş. Daha dün ne yediğimi hatırlamıyoken, bu kadar uzak bi geçmişe dönmek biraz zorliycak ama izleyenleri memnun etmek için deniycem..
Hmmpf.. O yıl biraz sönük geçmişti sanki.. Çok değişik bişiler yaptım mı die düşünüyorum.. Bolca alkol vardı, biranın b_ku çıkmakta, ayık gezmek giderek zorlaşmakta ve zamanında insanları eleştirdiğim "içip içip bi bok yapmıyosun" tavrının içine girmekteydim. Ama çevrem beklediğimden daha kalabalık ve eğlenceliydi.
Değişik ortamlarda, değişik aktivitelere giriyodum (bi kısmı iso'nun eseriydi), bi de bi kaç insan özel hayatımın da düzene girmesi için çaba sarfettiler ama bi türlü o kıvamda insanlar olmadı yada o kıvamda insanlar bana uygun diildi (kimler okuyo bilmediğim ve kastettiğim insanların yanlış anlayabileceğini düşündüğüm için bu konuda detaya giremiorum, buna sebebiyet veren insana teşekkür edin) sonuçta özel hayatımla ilgili hiç bi gelişmeye kavuşmadı o yıl.. Çok kötü oldu diyemem, bi ilişkide başarılı olmak için önce kendi içinizle barışık olmalısınız. Haliyle sürekli alkollü gezen bi adamın kendiyle çok barışık olduğu söylenemez. (şimdi de alkollü olduğum zamanlar oluyo ama bu sefer çoğu zaman öle olmuyo nese bugün başka bi yazının hikayesi).
Yılbaşı değişikti. Normalde o dönem en sık görüştüğüm (o zamanın en yakın arkadaşları olarak geçerdi) kişileri eve toplar, ilginç bi finalle noktalardık. Bu sefer hem katılımcılar daha farklıydı, herkesin beklentisi daha farklıydı, ben başlangıçta yılbaşı bile yapmamayı düşünüyodum, sonra ilginç bi şekilde ikna olarak evde kutlama kararı aldım. Öncekiler kadar atraktif olmaya bilir ama gerçekten de yılımı özetleyen bi yılbaşı olarak değerlendirebilir. Keyif aldım, eğlendim. Umarım insanlar da aynı tadı almışlardır.
Sonra doğum günüm var. Az insan olsun en yakınlarım olsun istedim. Tam olmasa da gene istediğime yakın bi grup olduk. Bu grupla çılgınlar gibi eğlendim. En eğlendiğim doum günlerimden biridir bile diyebilirim. Önce muhabbetle başladık ve muhabbet ederken rakıyla bünyelere keyif aşıladık. Ordan yeni mekanımız nefese geçip gecenin geç saatlerine kadar çılgınca eğlendik, dans ettik, çoştuk.. İdeal eğlence işte.
Bu arada doum gününle yılbaşı arasında yeni ortamımla kaynaştım, bolca içtim, işte nefes'in keşfi falan var. Çok akılda kalıcı bişi yok galiba ki aklıma gelmiyo..
Böylelikle ilk partın sonuna gelioruz. İkinci part'ta Tt gene aksiyona koşuyor. Kaçırmayın..
--
Tutku Tuzlu
Tt "2nd coming"
--
Hmmpf.. O yıl biraz sönük geçmişti sanki.. Çok değişik bişiler yaptım mı die düşünüyorum.. Bolca alkol vardı, biranın b_ku çıkmakta, ayık gezmek giderek zorlaşmakta ve zamanında insanları eleştirdiğim "içip içip bi bok yapmıyosun" tavrının içine girmekteydim. Ama çevrem beklediğimden daha kalabalık ve eğlenceliydi.
Değişik ortamlarda, değişik aktivitelere giriyodum (bi kısmı iso'nun eseriydi), bi de bi kaç insan özel hayatımın da düzene girmesi için çaba sarfettiler ama bi türlü o kıvamda insanlar olmadı yada o kıvamda insanlar bana uygun diildi (kimler okuyo bilmediğim ve kastettiğim insanların yanlış anlayabileceğini düşündüğüm için bu konuda detaya giremiorum, buna sebebiyet veren insana teşekkür edin) sonuçta özel hayatımla ilgili hiç bi gelişmeye kavuşmadı o yıl.. Çok kötü oldu diyemem, bi ilişkide başarılı olmak için önce kendi içinizle barışık olmalısınız. Haliyle sürekli alkollü gezen bi adamın kendiyle çok barışık olduğu söylenemez. (şimdi de alkollü olduğum zamanlar oluyo ama bu sefer çoğu zaman öle olmuyo nese bugün başka bi yazının hikayesi).
Yılbaşı değişikti. Normalde o dönem en sık görüştüğüm (o zamanın en yakın arkadaşları olarak geçerdi) kişileri eve toplar, ilginç bi finalle noktalardık. Bu sefer hem katılımcılar daha farklıydı, herkesin beklentisi daha farklıydı, ben başlangıçta yılbaşı bile yapmamayı düşünüyodum, sonra ilginç bi şekilde ikna olarak evde kutlama kararı aldım. Öncekiler kadar atraktif olmaya bilir ama gerçekten de yılımı özetleyen bi yılbaşı olarak değerlendirebilir. Keyif aldım, eğlendim. Umarım insanlar da aynı tadı almışlardır.
Sonra doğum günüm var. Az insan olsun en yakınlarım olsun istedim. Tam olmasa da gene istediğime yakın bi grup olduk. Bu grupla çılgınlar gibi eğlendim. En eğlendiğim doum günlerimden biridir bile diyebilirim. Önce muhabbetle başladık ve muhabbet ederken rakıyla bünyelere keyif aşıladık. Ordan yeni mekanımız nefese geçip gecenin geç saatlerine kadar çılgınca eğlendik, dans ettik, çoştuk.. İdeal eğlence işte.
Bu arada doum gününle yılbaşı arasında yeni ortamımla kaynaştım, bolca içtim, işte nefes'in keşfi falan var. Çok akılda kalıcı bişi yok galiba ki aklıma gelmiyo..
Böylelikle ilk partın sonuna gelioruz. İkinci part'ta Tt gene aksiyona koşuyor. Kaçırmayın..
--
Tutku Tuzlu
Tt "2nd coming"
--
Back 2 Back...
Gecenlerde beklemedigim biri bana bole bi blogum oldugunu ve bayadir kullanmadigimi hatirlatti. Sanirim baya bi suredir icimi dokmeye ihtiyacim olmuyo, yada bi suredir hayati cok iplemiorum, oluruna birakiorum falan..
Lakin tabi dusununce burasi icini dokme yeri olarak tasarlanmis olsa da, cook derinlerde, bi gun gocup gittigimde, arkamdakilerin bakip vaay tutku sunu da yasamisti, bunu da yasamisti demeleri ve olayi ilk agizdan dinlemelerini de amaclamaktadir. Tabi birileri bu blogu okudukca asiri icten davranmak daha zor oluyo ama yine de...
Nese bir sonraki yazida (yada yazilarda tam bilemiorum) son yazimdan itibaren neler olup bittigini kisaca (ama yine de cok uzun bi yazi olucak gibime geliyo) ozetliycem unutmazsam.. (simdi ozetlesene Tt dienlere, su an acelem var ve bunu yazarak bile vakit kaybediorum, bide size ne be istedigim zaman yazarim, yavsaga bak..)
Tekrar gorusmek dilegiyle, esen kalin..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Back to black"
--
PS: Okuyan biri varsa (arada oluyomus ya, onlara diyorum) okuduktan sonra bi sekilde bana hatirlatirsa daha verimli olur. Ayni arkadas (yada arkadaslar) genel olarak yorum yaparlarsa daha bile mutlu olurum.. Operim..
Lakin tabi dusununce burasi icini dokme yeri olarak tasarlanmis olsa da, cook derinlerde, bi gun gocup gittigimde, arkamdakilerin bakip vaay tutku sunu da yasamisti, bunu da yasamisti demeleri ve olayi ilk agizdan dinlemelerini de amaclamaktadir. Tabi birileri bu blogu okudukca asiri icten davranmak daha zor oluyo ama yine de...
Nese bir sonraki yazida (yada yazilarda tam bilemiorum) son yazimdan itibaren neler olup bittigini kisaca (ama yine de cok uzun bi yazi olucak gibime geliyo) ozetliycem unutmazsam.. (simdi ozetlesene Tt dienlere, su an acelem var ve bunu yazarak bile vakit kaybediorum, bide size ne be istedigim zaman yazarim, yavsaga bak..)
Tekrar gorusmek dilegiyle, esen kalin..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Back to black"
--
PS: Okuyan biri varsa (arada oluyomus ya, onlara diyorum) okuduktan sonra bi sekilde bana hatirlatirsa daha verimli olur. Ayni arkadas (yada arkadaslar) genel olarak yorum yaparlarsa daha bile mutlu olurum.. Operim..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)