16 Aralık 2012

Bu aralar ne izledim? 16.12.2012

The Hobbit - Unecpected Journey (2012)

Yılın en çok beklenen filmlerinden biri geldi, bizde sevgilimle ilk günden gittik. Öncelikle 3 boyut olayına hem karşıyım, hem destekliyorum. Görüntüler daha net, daha güzel ama esas olayı atlıyomuşuz gibi geliyor. Film genel olarak güzel. İzlemeye kesinlikle değer. Ama bir "Yüzüklerin Efendisi" efsanesi değil. Bunun sebebi de filmden çok kitapla alakalı. Bildiğiniz gibi "Hobbit" yüzüklerin efendisinden önce yazılmış, ona temel oluşturan tek kitap. Biraz daha basit, "Yüzüklerin Efendisi" kadar derin değil. Haliyle filmde aynı şekilde olmuş. Hem avantaj hem dezavantaj diyebileceğimiz bir konu var, şudur ki; Tek kitabı üç film olarak izleyeceğiz. Avantaj, çünkü film kitaptaki tüm olayları atlamadan, aceleye getirmeden gösteriyo olacak, ki birinci filmin üç saat sürdüğünü düşünürsek bunu yapıyorlarda. Dezavantaj ise ilk iki filmden çıkınca tam tatmin olmuyorsunuz tam tamamlanmadığı için. Birde tabi üç filme sığdırmak için biraz uzatılmış gibi de geldi. Onun dışında efektler ve seslere girmeye bile gerek yok, hepsi mükemmel. Sonuç olarak kesinlikle izlenmesi gereken bir film.

88/100

Total Recall (2012)

Bayıldığım filmin yeniden çekileceğini duyunca sevinmiştim. Sonra başrolde Colin Farrell'in oynayacağını duyunca yıkıldım. Jessica Biel ve Kate Beckinsale'in oynaması ise acımı hafifletmedi. Yine de bir şans veriyim dedim. Film sıradan hayatından sıkılan Douglas Quaid'in sanal hatıralar yükleyen Rekall adlı şirkete gidip ajan hatırası yükletmesi sonrası başından geçen olayları anlatıyor. Film ilk film kadar süper gelmese de en azından adı altında ezilmiyor. Colin Farrell'ı hala sevmiyorum, bence bir başkası çok daha başarılı olurdu. Diğer roller gayet yerindeydi. Film ilk filmin birebir aynısı olmak yerine, ana konseptin üzerine kurulmuş ve bu açıdan başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Hatta bazı yerlerde "Hmm, bu şekilde daha güzel olmuş" dediğim yerler bile var. Tabi zaman zaman klişelere takılı kalındığı da olmuş ama genel olarak oldukça iyi kotarıldığını söyleyebilirim. Tam tanımlamak gerekirse "I, Robot"la "Minority Report" karışımı bir film olarak özetleyebiliriz. En büyük eksiği ilk filmin mizahının gerisinde kalmış olmaları. Onun dışında eğlenceli vakit geçirmek için yeterli bir film.

80/100

Jonah Hex (2010)

Çizgi roman uyarlamalarına olan hassasiyetim bilinir ama bu karakter çok merak ettiklerimden biri değildi. Ama genel konsepti merak ettiğimden izlemek istedim. Hikayesi biraz klişe, işte kötü adam bizim adamın ailesini öldürüyo, bizim ki ölür gibiyken kızılderililer geliyo bunu hayata döndürüyo. Neyse bu arada kötü adam ölüyo. Sonra bu da ödül avcısı oluyo. Tam o esnada kötü adam meğerse ölmemiş. Klişe ama işlenişi o kadar kötü değil. Yani hikaye akışı sizi sıkmıyo. Görüntüler, sahneler başarılı. Oyuncu kadrosu çok iyi. Özellikle John Malkovic'i çok beğenirim. Aksiyon-komedi dengesi güzel kurulmuş. Özellikle kovboylu filmleri sevenler için süper film. Kovboylar sizi çok sarmiyorsa bile güzel zaman geçirmek için izlenebilir bir film. 

75/100


Everything Must Go (2011)

Günün kötü film incelemesinde bu hafta ciddiyetle komedi arasında gidip gelen filmimiz var. Konusu içki problemi yüzünden yaptığı bir olay sonucunda hem işini hem de karısını kaybeden adamın evinin önünde yaşamaya başlaması ve yaşadığı süreç. Will Ferrell'in komedi anlayışı biraz tuhaftır, alışması ve sevmesi zordur. Her komediyenin yaşadığı ciddi filmlerde oynamalıyım sürecinde çektiği filmlerden bitanesi (Bir diğeri "Stranger than Fiction"dir ve izlenesi bir filmdir). Birincisi film çok durağan. Sizi sürükleyecek olaylar falan olmuyor. İkincisi mesajı çok bariz vermeye çalışıyor, o da sizi biraz itiyor. Üçüncüsü de olayları az çok tahmin edebiliyorsunuz. O yüzden bence izlemenizi gerektiren bir film değil. Onun yerine çok daha güzel filmler bulabilirsiniz.

50/100




Bir reviewer'ın daha sonuna geldik. Bütün sinema sevenlere iyi seyirler diliyorum..

--
Tutku Tuzlu
Tt "Even the little ones can make a big difference!"
--

Bu aralar ne dinliyorum? 16.12.2012

Bu aralar müzik biraz geri planda kaldı, ama yine de hala bişiler dinliyorum.. Buyrun sizde dinleyin..

- Büyük Ev Ablukada - Tayyar Ahmet'in Sayılı Sınırsız Günleri (Akustik, güzel..)
- Pilli Bebek - Haram Geceler (Süper şarkını iyi cover'ı)
- Mert Ekren - Alo Orda Mısın? (90'lar, güne enerjik uyanmak için ideal şarkı)
- Dj Akman - Alo (Modern Ferdi Tayfur. İlginç bi şekilde kendisini dinletiyo :) )
- Mezdeke - Ye el Yelil (Deminki şarkı uyandırmadıysa, bunu dinleyerek çoşabilirsiniz)

Bu hafta biraz tırt oldu ama yakında daha güzel müziklerle birarada olmak dileğiyle.

--
Tutku Tuzlu
Tt "Sana "Alo" diyorum benim duymuyor musun?"
--

05 Eylül 2012

Bu aralar ne izledim? 05.09.2012

Avengers (2012)

Marvel bu sefer başardı. Cinematic Universe'in ilk asamasinin sonunu getiren Avengers on numara film olmus. Hikaye, kurgu, görseller, hepsi yerini bulmuş. Çizgi roman'dan çok da kopmadan ama birebir taklit de etmeden akan senaryosuyla şimdiye kadar yapılmış en iyi iki çizgi roman uyarlamasından biri olarak tarihe geçmiş durumda (diğeri Dark Knight). Her karaktere yeterince zaman ayrılmış. Hepsinin hikayeleri ana konuda güzel yer tutuyor. Tekrar tekrar izlenecek bir film olmuş. Bol bol Whedon zekasını gösteren espriler ve yine tam çizgi roman havasında görüntülerle Marvel dünyası sinemaya ancak bu kadar güzel aktarılabilir diyorsunuz. Ama tabi çıta biraz yükseldiği için bundan sonraki Marvel filmleri nasıl olacak merak ediyoruz. Son söz; izleyin, izletin..

95/100


Snow White and the Huntsman (2012)

Fikir ve görsel olarak iyi tasarlanmış bir film. Chris Hemsworth Thor rolünü kotardığı gibi Avcı rolünde de iyi bi iş çıkarmış. Charlize Theron'a zaten bişey diyemeyiz. filmdeki en büyük sorun Kristen Stewart. Hem duygusuz, soğuk yüz ifadesiyle pamuk prensese karşı bi sempati uyandırmıyo, hem de kendisinin Charlize'den daha güzel olduğu bi dünya yok. Yani daha güzel, daha sempatik bi kız bulabilirlerdi kanımca. Onun dışında görsellik ve genel senaryo akışı fena diil. Ama mükemmel de diil. İyi bir film olarak sitemizde yerini alıyor.

75/100




Dark Shadows (2012)

Tim Burton filmi izlemeyli baya zaman olmuş. Dark Shadows alıştığımız Burton filmlerinden izler taşıyan ama biraz daha light bi film. Yani komedi yanı biraz daha ağır basan bi film. Senaryosu çok eğlenceli. Hem karakterlerin vampirlere bakış açısı, hem vampirin modern dünyaya bakış açısı eğlenceli olmuş. Normal Burton filmlerine kıyasla görsel oyunları daha az gördüm bu filmde. Elinde imkan da olmasına rağmen filmin görselliği daha yavan kalmış gibi geldi, ya da ben alıştım bu tarza ve yaşlandım :) . Her kılığa giren Johnny Depp bu rolün de hakkını vermiş. Michelle Pfeiffer'ı da yeniden görmek güzel oldu. Genel olarak karakterler yerinde ama fazla boyutlu değiller. Burton'in en süper filmi değil ama yine de izledikten sonra, olmuş dediğimiz bir film. 

75/100

Jumper (2008)

Günün başarısız filmi bölümünde ise Jumper var. Anakin'le iyi bir iş çıkaran Hayden Christensen bu filmiyle çıtayı yükseltmek gibi bi amacı olmadığını gösteriyor. Rachel Bilson öylesine saçma bir karakteri canlandırıyo ki oyunculuk yapmasına bile gerek kalmıyo. Senaryo desen hiç bir mantık içermiyo, kendiliğinden ışınlanan insanlar olan bi film çekmek istiorum diyip sonra ordan burdan bişiler tırtıklayıp senaryo yazmışlar gibi. Düşün ki, kız öldüğünü zannettiği adamı yıllar sonra görüyo ve hemen beraber İtalya'ya gitmeye karar veriyolar. Sırf ışınlanmak Allah'a mahsus diye insanları öldüren bir örgüt var. Daha neler neler. Bi tek görsellik fena diil, başka elle tutulur bi yanı yok. Vaktinize yazık. Hiç bir yaratıcılık içermeyen bir film. 

45/100

Bu aralar ne dinliyorum? 05.09.2012

Bu aralar Tt'nin playlistinde neler var bakalım..

- Hande Yener ft. Grup 84 - Rüya (Seksendört olmamış ama Hande'ye gitmiş şarkı kanımca...)
- Model - Bir Melek Vardı (Bütün bu güzel şarkılar nasıl olur da tek albümde olur? Hayret..)
- Mehmet Erdem - Hakim Bey (Bir sevdim, pir sevdim)
- Nejat İşler - Ah (Duman cover. On numara olmuş)
- Çalgı Çengi potpori (Film güzeldi, ama düğün şarkıları bambaşka bişey)
--
Tutku Tuzlu
Tt "Turkish takildim bu aralar"
--
PS: Nerden bulacağız diyenler için, elbette aşağıda;

13 Ağustos 2012

Geçen hafta ne izledim? 13.08.2012

Dark Knight Rises (2012)

Nolan'in Dark Knight üçlemesinin son filmi. Batman'in bu seferki düşmanı Bane ve yanında da Catwoman var. Şimdi bu filmi iki şekilde değerlendirebiliriz, bir çizgi roman uyarlaması olarak ya da Batman filmi olarak. Çizgi roman uyarlaması olarak başarısız. Çünkü ne Bane ne Catwoman, ne de diğer karakterler çizgi romandaki özelliklerini gösteriyorlar. Özellikle Knightfall serisindeki durumları düşününce neler yapılabilirdi diye düşünmeden kendimi alamıyorum. Peki Batman filmi olarak? O zaman işin boyutu değişiyor. Nolan'ın Batman'e getirdiği yorum çizgiromandaki temaları gerçekçilik süzgecinden geçirip sunmak ve bunu yapmakta çok başarılıydı. Bu filmde istisna değil. En iyi çizgi roman uyarlamaları arasında ilk ona rahatlıkla girer. Peki en iyisi mi? Değil. Hala üçlemenin en iyi filmi "Dark Knight". Bu film başarılı işlenmesine rağmen DK kadar büyük bir şölen sunmuyor, karakterler fazla yüzeysel kalıyor ve senaryo dikkat çekici mantık hataları içeriyor. Ama DK ile karşılaştırmazsak filmden çıktığımda tatmin olmuş hissettim. Anne Hattaway Catwoman da beklediğimden daha iyi performans göstermiş, Bane yorumlaması da çok yadırganmıyor. Aksiyon dozajı gayet yerinde. Film biraz uzun ama olay örgüsü sayesinde hiç sıkılmıyorsunuz. Güzel sürprizler de içermesi sayesinde filmin gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim. Muhakkak izlenmeli.
85/100


Constantine (2005)

Dün ütü yaparken izlediğim bu filmi ilk izlediğimde "oha, süpermiş" falan demiştim. Şimdi izlediğimde bişey değişti mi? Hayır. Hala süper bi film olduğunu düşünüyorum. Constantine adında sürekli sigara içen bir şeytan çıkarıcısının hikayesi anlatılırken, cennet cehennem arasındaki savaş ve bolcadini temanın farklı yorumlanmasına şahit oluyoruz. Filmin en büyük sorunu çizgi romanı hiç iplememesi. O yüzden bir devam filmi çekilmez heralde ama izlerken kurdukları dünyanın ne kadar başarılı olduğunu ve tam televizyonda dizi haline gelebilecek derinliği içerdiğini düşündüm. Keanu Reeves aynı, zaten adamın bir karakteri var, hep onu oynuyo. Ama bu filmde aşırı sırıtmıyo en azından. Yan karakterler ve filmin genel havası da çok başarılı. Şimdiye kadar izlemediyseniz büyük kayıp.
85/100





Battle: Los Angeles (2011)

Ne zamandır şöyle saçma sapan bir uzaylı filmi izlememiştim. Bu film ilaç gibi geldi. Hiç kafa yormadan, daha filmin başından tüm senaryoyu tahmin edebildiğiniz, ne kadar klişe varsa hepsini kullanan, birinci sınıf bütçeyle çekilmiş bir ikinci sınıf film. Tek iyi yaptığı şey uzaylı temasını korku filmi gibi değil de savaş filmi gibi kullanması. Onun dışında izlediğinize deymeyecek, sadece vakit öldürmenize yarayacak bi film. Konusu da uzaylılar dünyayı istila ediyo, biz de losangeles'taki çatışmaları ve amerikan kahramanlıklarını izliyoruz. İnanın içeriğini üç beş kişi oturup yazsak daha yaratıcı oluruz. Çünkü bu tip filmlerde milyonlarca kere gördüğünüz herşey bu filmde aynen var. Kadrosunda ilginç isimler olması beni şaşırttı. İsimlerini hepsinin hatırlamıyorum ama pek çok kez "bu niye bu filmde oynamışki?" dedim. Dediğim gibi bedava bile izlemenize değmez.
35/100





Şimdilik bana ayrılan sürenin sonuna geldik. Bir başka sinema yorumu köşemizde daha buluşmak dileğiyle. Esen kalın.
--
Tutku Tuzlu
Tt "Why do we fall?"
--

09 Temmuz 2012

Calisan adam..

Yaklasik olarak bir sene suren is arama surecim 25 haziran itibariyle sona erdi. ARTN İnşaat'ta teklif elemanı olarak çalışmaya başladım. Başlangıç için normal olan bi ücret alıyorum. Laptop verdiler son model. Sabah 7 buçukta başlayan mesaim var (ki bu benim en geç altı buçukta kalmam demek :( ), akşam beş buçuk altı gibi çıkıorum en erken. Hiç ilgim alakam olmayan bir sektörde öğrenmeye çalışıyorum. Ofiste 8-9 kişiyiz. Beni yetiştirip büyük adam yapmak gibi bi amaçları var. İş oldukça yurtdışına göndericek, ağırlıklı olarak Rusya'yla iş yapıoruz. Şimdilik yorucu olması dışında ciddi bi problemim yok. Bakalım nası gelişicek. 
--
Tutku Tuzlu
Tt "You say it, I built it.."

PS: Arada bide noolur noolmaz diye KPSS'ye girdim. Ilk gün fena geçmedi. Ikinci gün de salladım. Bakalım ordan neler olacak?

26 Nisan 2012

MFÖ Günü...

Yarın sevdiğimle MFÖ konserine gidicez, haliyle bugün şarkıları yeniden hatırlama, yarına hazırlanma günü. Hemen bi toplama yapıyim dedim..

Iyi dinlemeler.
--
Tutku Tuzlu
Tt "Sana sarı laleler aldım.."
--

18 Nisan 2012

The Guild...


Tüm hayatı bir bilgisayar oyununda geçen ve birbirlerini sadece sanal alemde tanıyan insanlar buluşursa noolur?  Ortaya komik ve değişik olaylar silselesi çıkar.
Bu dizi hepimizin bildiğini düşündüğüm Dr Horrible'a esin kaynağı olduğu gibi, yaratıcısı da yine bu dizi sayesinde Dr Horrible'da oynayan Felicia Day. Felicia "geek" diye tabir ettiğimiz kızlardan ama bunu "cool" bi şekilde yapıyor.
Dizi onar dakikalık web-serileri şeklinde. Önce Youtube'da yayınlanırken sonra sponsor buluyolar falan olaylar gelişiyo.
Sanıyorum 5. sezonu bitti. Hem kısa, hem eğlenceli, tam çerezlik. Herbiri oyunda farklı karakterleri canlandıran, ortak noktaları da "Guild"leri olan 6 kişinin başından geçen, neden olmasın dedirten hikayeleriyle bi kaç gün sizi oyalıycaktır. Eğer ki WOW falan gibi bi oyunda baya bi zaman harcadıysanız, olaylar size hiç yabancı gelmiycektir.

Diziyi izlemek için, http://www.youtube.com/user/watchtheguild bi başlangıç olucaktır. Orda gerekli yönlendirmeler var.
Felicia Day'in kişisel blogu, http://feliciaday.com/ . Kendisi Guild dışında nice şeyler yapmakta.

En altta da Guild için özel olarak yapılan 3 klibi bulabilirsiniz.

İyi seyirler.
--
Tutku Tuzlu
Tt "Geek and Proud"
--


17 Nisan 2012

Tt's Quicklist...

Tt hangi sitelerde zaman harcıyo, favori siteleri nelerdir gibi sorularınızın cevabı artık bu postta. Yeni site buldukça güncellenecek, güncellendikçe gelişicek, geliştikçe kendine ait bir site haline gelicek desem de tek misyonu ilerde bu siteleri unutursam diye bi nevi hatırlatma.. Faydalanın...


http://9gag.com/
Dünyada mizahın adresi. Herkesin katkı yapabildiği, sürekli olarak bişiler eklenen, facebookta, twitterda herkesin kendi şakalarıymış gibi paylaştığı, nice trend olan esprinin esas çıkış noktası. Eğer hala duymadıysanız, çok şey kaçırdınız...


Türkiye'de sporun adresi. Türkiye'den ve dünyadan her türlü spor haberi anında bu sayfada. NTV Spor kanalında yayınlanan programlar, röportajlar, canlı skorlar, dosyalar, köşe yazıları, kısaca sporla ilgili herşey...


http://geekyapar.com/

Geek camiasını ilgilendiren herşey, çizgi roman, dizi, film ve daha nicesi, Özgün yazılar, yorumlar, haberler.

Yillardir Türkiye'de oyun sektörünün içinde olan kişiler tarafından çıkarılan derginin net sayfası. Oyunlarla ilgili son haberler, incelemeler, yarışmalar vs. Oyun denince aklınıza gelen herşey, hem de Türkçe...


http://www.zaytung.com/
Türkiye'de komik haberin adresi. Eğer hiç duymamışsanız arşive falan bakıp baya bi yarılacaksınız. Az güncellense de yerinde güncelleniyo. Özellikle "halkın sesi" kısmını atlamayın..

http://didyouknowgaming.com/
Oyunlar hakkında ilginç detaylar. Daha arşivi çok büyümedi ama yine de nice oyun için nice ilginç "fact" var. Oyunseverleri takibe davet ediyoruz.

11 Nisan 2012

Fikra


Hollywood'da bir parti veriliyor,guzel bir evde.Partinin sahibi partiye heyecan ve degisim katmak icin mikrofonu eline alip basliyor:
-Arkadaslar akvaryumdaki iki pirana'yi bu havuza atacagim. Havuza atlayip karsiya cikan arkadas su gordugunuz sarisinla sabaha kadar eglenebilir. Kimsede ses seda yok.
-Bu esmeride sunuyoruz.
Yine kimsede ses yok.
-Bu kumral bayani da hadiye ediyoruz.
Yine ses yok.
-Bu ibneyi de veriyoruz.
Slaaaaash¦... Adamin biri (temel) suda hizla yuzuyor ve karsiya geciyor.Tekrar kosup havuzun obur kenarina geliyor:
-Nerede o ibne?
-Beyefendi o havuzun karşısında
temel saskin saskin:
-O degil, Beni havuza iten ibne nerede?



Zeka Testi


Aşağıdaki soruları tam 1 dk. içinde yanıtlamaya çalış. Bir kağıt kalem al ve yanıtlarını not et ve her soruya bir defa bakmaya çalış. Oldukça ilginç bir zeka testi...

1. Bazı aylar 30, bazıları 31 çeker; kaç ayda 28 gün vardır?
2. Doktorunuz size 3 hap verir ve bunları yarımşar saat arayla almanızı tavsiye ederse, ilaçların tamamını bitirmeniz ne kadar sürer?
3. Gece saat sekizde yatıyorum ve yatarken guguklu saatimi sabah dokuza kuruyorum kaç saat uyurum?
4. 30' u yarıma bölüp 10 eklediniz, kaç etti?
5. Bir çiftçinin 17 koyunu vardı. Sürüde salgın hastalık oldu,dokuzu ağır hastalandı, diğerleri öldü. Çiftçinin kaç koyunu var?
6. Sadece bir tek kibritiniz var, içinde bir gaz lambası, bir gaz sobası,ve birde mum bulunan karanlık ve soğuk bir odaya girdiniz... Önce hangisini yakarsınız?
7. Adamın biri dikdörtgen biçiminde ve her cephesi güney manzaralı bir ev inşa ediyor. Evi kocaman bir ayı ziyaret ederse bu ayı ne renk olur?
8. 3 elma vardı ikisini aldım. kaç elmam var?
9. Musa gemisine her hayvandan kaçar adet aldı?
10. Chicago' dan hareket eden 43 yolculu bir otobüs kullanıyorsunuz. Pittsburgh' da 7 yolcu binip, 5 yolcu indi. Cleveland' da 8 yolcu indi,6 yolcu tuvalete gidip geldi ve 4 yeni yolcu bindi. 20 saat sonra Philadelphia' ya vardığınızda şoförün adı neydi?


YANITLAR:
1. Hepsinde, tüm aylarda 28 gün vardır.
2. Bir saat
3. guguklu saatler gece gündüz ayrımı yapmadığı için 1 saat.
4. 70 eder, yarıma bölmek 2 ile çarpmak demektir.
5. 9 canlı koyun
6. Kibriti
7. Ayı beyaz olur. Evin her cephesi güneye baktığına göre bina kuzey
kutbundadır.
8. 2 elma
9. Sıfır, gemisine hayvan alan Nuh idi.
10. Şöför sizdiniz.


Dolmus Hikayeleri...


Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu
bekliyordum. Sigaramın kalmadığı
aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs
geldi.
Apar
topar bindim.
Şoföre parayı uzatıp, 'Bir Monte Carlo'
dedim! Adam birkaç saniye yüzüme bakıp,
- 'Abi bu Bakırköy'e gider' diye cevap verdi!
İşte o an benim ve şoförün bittiği andır
*******************************************
- Mükemmel bir yerde inebilir miyim?
(yolcunun kafası karşık sanırım,
kendisi de dolmuştakilerle güler söylediine) Şöför kadını indirirken:
- Buyrun size layık değil ama!
************************************************
Yolcu musait bi yerde inmek ister ama dili surcer;
- Musait bi yerde iner misiniz?
Şöför :
- Niye sen mi kullancan ?
***********************************************
Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle taksim'e dogru gidiyoruz. Adamın biri
Besiktas dolaylarında gayet aceleci bir tavirla
- Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim??
Bizim soför olaya hakim:
- Tabi abi ayıp ettin. al götür. senden kıymetli mi ?
************************************************
Ankara'da, cok sıcak bir gunde, dolmuştaki bir kokona yelpazesiyle -
"Şöfeer
bey klimayı acar mısınız cok sıcak olduu"
demisti. Pala bıyıklı şöfer amca teyzeyi bi sure suzdukten sonra,
kapıyı

acıp acıp kapatmaya basladı
************************************************
Şişli-Taxim dolmuşunda, kapıyı ermeni bir teyze actı, son derece
belirgin
bir ermeni aksanı ile:
- Pardon şöför bey, acaba Harbiye'den geçeyooor ?
şöför şöle bi koltuga kolunu atıp arkasını dondu ve aynen aksanı
taklit
ederek
- Yok uçarak gideyooor !!!
(Dip not: Sisli'den Taxim'de Harbiye'den gecmeyen bi hat yok )
************************************************
İstanbul'dayiz ... Dolmuşa bindik, dolmuş doldu, tam kalkicak,
elemanın
bir
açtı kapıyı, içerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi arkada 4 ...
Eleman
hala bir umut sordu:
- "Kaptan, yer var mi?". Şöför de arkasını dönüp cevap verdi:
- "Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım"
***********************************************
Trabzon- sürmene arasında çalışan dolmuştayız.
İleride yol üstünde
duran bir bayan dolmusa el kaldırdı, elinde çantaları vardı. dolmuş
şoforu
zaman kazanmak için kadının önünde durur durmaz arabadan indi ve
dolmuşun
arkasına bagajı açmak için yöneldi. bu sırada kadın dolmuşa bınmek
için
kapıyı açtı; -Aaa bu dolmuşun soforu yok.. deyıp bınmeden kapıyı
kapattı.
************************************************
Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi. Tam o anda
kavga
ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi
birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı çocuklardan biri şoföre
parayı
uzattı
- Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?
**********************************************
Mekan bornova-evka 4 otobüsü / izmir) otobüs tıklım tıklımdır ve
arka
kapıya kadar ilerlemek imkansızdır. şöförün insafına sığınıp ön
kapıdan
inmeye teşebbüs eder bir teyze...
Şöför bey ön kapıyı açar mısınız?
Niye hava mı alcaanız?

Spiker..

8-0'lik bir ingiltere macinda 5. yada 6. golü yedikten sonra TRT spikerinin dedikleri: "Evet sayin izleyiciler,ingilizlerin bir atagini daha gol yiyerek savusturduk"
Macin 90.dakikasi ve Ingilizler bir gol daha atiyorlar ve spiker yine patlatiyor "Evet sayin izleyiciler, mac bitti daha gol yiyoruz.."

02 Nisan 2012

Bi aylik is olayi..

Geçen ay bi aylığına ulusal ajansta çalıştım. Hala kalıcı bi iş bulamadım ewet..

Neyse, çalışmak güzelmiş. Bi kere harçlığınızdan daha fazla para kazanıyosunuz. Ki büyük ihtimalle en güzel yanı bu..

Sonra hayatınız bi düzene giriyo. Sabah kalkıcağınız saat, yemek yiyceğiniz saat, kendinize ayıracağınız saat ve en geç yatıcağınız saat belirli oluyo. Böylelikle yapmak istediğiniz şeyleri bu zamanlara koyarak insanların verimli olmak dediği şeyi yaşıyobiliyosunuz. (bu verimli zamanımda Dexter'ı bitirdim mesela. Ne kadar verimliyim di mi?) Tabi düzenli yemek sayesinde kilo vermeniz ve erken kalkamak sayesinde haftasonlarıda erken uyanıp günü daha güzel kullanabilmeniz de cabası.

Sonrasında ilginç insanlar tanıyabiliosunuz. Eğer takıntılarınız, kompleksleriniz yoksa bu insanlar size (farkında olmadan) kendinizin ne kadar süper olduğunu hissettiyolar. (Bu noktada kompleks falan durumunuz varsa, tartışma gerilme falan olur. Ki bu da sizin o kadar da süper olmadığınızı gösterir.)

Sonracıma, ne kadar yaptığınız iş sizin kalifeyinizde olmasa da, bişiler yapıyo olmak her zaman güzel (ben diğer insanlardan acık daha hırssız ve tamaatkar biriyim kanımca). Yani temelde yaptığım iş dosyalama yapmaktı ama iyi yaptım. Bide hırs boyutu koyarsak, en iyi ben yaptım ewet.

Ve bir ay çabucak geçti, bitti. Yine işsiz, yine düzensiz, yine ne yapacağını bilemez şekilde kaldım. Geriye de özgeçmişe eklenen ve eklenmeyen tecrübeler kaldı.
--
Tutku Tuzlu
Tt "Experinced Noob"
--

18 Şubat 2012

Wuz Up..?

Kısa bi "ne durumdayim, ne yaptim?" yazisi yaziyim istedim.

Askerden geldikten sonra baslayan is arama maceram hala mutlu sekilde sonlanmadi. Nice yerlerle gorustum, nice mulakatlar gecirdim ama kendimi begendiremedim insanlara bi turluı. Bu sebeptendir ki su anda Istanbul'da kaliteli oldugumu sertifikalandirmak icin bulunuyorum. Is hayatim farkli bi noktaya dogru kayabilir heran.

Ozel hayatima gecersek, hala guzeller guzeli sevgilim Yaso'yla beraberim. Iki yili bitirdik. Bi sonraki adim icin is bulma, hayati oturtmayi falan beklemekteyiz. Onun disinda cok ciddi bi problemimiz gorunmuyo. Askerden geldikten sonra 3 ay falan beraber yasadik ve Yaso cok yoruldugunu soylese de beraberken de cok kotu olmadigimizi gorduk. Ben ist.te is buldugum zaman yurda cikti. Sonra o is iptal olunca oyle kaldi.

Baska sosyal cevrem oldukca daralti. Az kisi kaldik, onlarla da cok zaman geciremez olduk. Herkes calisiyo, bisilerle mesgul. Ben bos oldugum icin, zaman ayarlamak zor oluyo. Ama genel olarak bu durumdan mutluyum. Eskisi gibi kaotik durumlar yok en azindan.

Bol bol film, bol bol dizi izliyorum. Artik dijital oyun indirme yoluyla oyun oynuyorum. Tel. melodim kendi sarkim artik.

Simdilik bu kadar. Yeni gelismeler olursa yine burdan eklerim.

Optm cok..
--
Tutku Tuzlu
Tt "That's the way aha aha, i like it  aha aha"
--