16 Aralık 2012

Bu aralar ne izledim? 16.12.2012

The Hobbit - Unecpected Journey (2012)

Yılın en çok beklenen filmlerinden biri geldi, bizde sevgilimle ilk günden gittik. Öncelikle 3 boyut olayına hem karşıyım, hem destekliyorum. Görüntüler daha net, daha güzel ama esas olayı atlıyomuşuz gibi geliyor. Film genel olarak güzel. İzlemeye kesinlikle değer. Ama bir "Yüzüklerin Efendisi" efsanesi değil. Bunun sebebi de filmden çok kitapla alakalı. Bildiğiniz gibi "Hobbit" yüzüklerin efendisinden önce yazılmış, ona temel oluşturan tek kitap. Biraz daha basit, "Yüzüklerin Efendisi" kadar derin değil. Haliyle filmde aynı şekilde olmuş. Hem avantaj hem dezavantaj diyebileceğimiz bir konu var, şudur ki; Tek kitabı üç film olarak izleyeceğiz. Avantaj, çünkü film kitaptaki tüm olayları atlamadan, aceleye getirmeden gösteriyo olacak, ki birinci filmin üç saat sürdüğünü düşünürsek bunu yapıyorlarda. Dezavantaj ise ilk iki filmden çıkınca tam tatmin olmuyorsunuz tam tamamlanmadığı için. Birde tabi üç filme sığdırmak için biraz uzatılmış gibi de geldi. Onun dışında efektler ve seslere girmeye bile gerek yok, hepsi mükemmel. Sonuç olarak kesinlikle izlenmesi gereken bir film.

88/100

Total Recall (2012)

Bayıldığım filmin yeniden çekileceğini duyunca sevinmiştim. Sonra başrolde Colin Farrell'in oynayacağını duyunca yıkıldım. Jessica Biel ve Kate Beckinsale'in oynaması ise acımı hafifletmedi. Yine de bir şans veriyim dedim. Film sıradan hayatından sıkılan Douglas Quaid'in sanal hatıralar yükleyen Rekall adlı şirkete gidip ajan hatırası yükletmesi sonrası başından geçen olayları anlatıyor. Film ilk film kadar süper gelmese de en azından adı altında ezilmiyor. Colin Farrell'ı hala sevmiyorum, bence bir başkası çok daha başarılı olurdu. Diğer roller gayet yerindeydi. Film ilk filmin birebir aynısı olmak yerine, ana konseptin üzerine kurulmuş ve bu açıdan başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Hatta bazı yerlerde "Hmm, bu şekilde daha güzel olmuş" dediğim yerler bile var. Tabi zaman zaman klişelere takılı kalındığı da olmuş ama genel olarak oldukça iyi kotarıldığını söyleyebilirim. Tam tanımlamak gerekirse "I, Robot"la "Minority Report" karışımı bir film olarak özetleyebiliriz. En büyük eksiği ilk filmin mizahının gerisinde kalmış olmaları. Onun dışında eğlenceli vakit geçirmek için yeterli bir film.

80/100

Jonah Hex (2010)

Çizgi roman uyarlamalarına olan hassasiyetim bilinir ama bu karakter çok merak ettiklerimden biri değildi. Ama genel konsepti merak ettiğimden izlemek istedim. Hikayesi biraz klişe, işte kötü adam bizim adamın ailesini öldürüyo, bizim ki ölür gibiyken kızılderililer geliyo bunu hayata döndürüyo. Neyse bu arada kötü adam ölüyo. Sonra bu da ödül avcısı oluyo. Tam o esnada kötü adam meğerse ölmemiş. Klişe ama işlenişi o kadar kötü değil. Yani hikaye akışı sizi sıkmıyo. Görüntüler, sahneler başarılı. Oyuncu kadrosu çok iyi. Özellikle John Malkovic'i çok beğenirim. Aksiyon-komedi dengesi güzel kurulmuş. Özellikle kovboylu filmleri sevenler için süper film. Kovboylar sizi çok sarmiyorsa bile güzel zaman geçirmek için izlenebilir bir film. 

75/100


Everything Must Go (2011)

Günün kötü film incelemesinde bu hafta ciddiyetle komedi arasında gidip gelen filmimiz var. Konusu içki problemi yüzünden yaptığı bir olay sonucunda hem işini hem de karısını kaybeden adamın evinin önünde yaşamaya başlaması ve yaşadığı süreç. Will Ferrell'in komedi anlayışı biraz tuhaftır, alışması ve sevmesi zordur. Her komediyenin yaşadığı ciddi filmlerde oynamalıyım sürecinde çektiği filmlerden bitanesi (Bir diğeri "Stranger than Fiction"dir ve izlenesi bir filmdir). Birincisi film çok durağan. Sizi sürükleyecek olaylar falan olmuyor. İkincisi mesajı çok bariz vermeye çalışıyor, o da sizi biraz itiyor. Üçüncüsü de olayları az çok tahmin edebiliyorsunuz. O yüzden bence izlemenizi gerektiren bir film değil. Onun yerine çok daha güzel filmler bulabilirsiniz.

50/100




Bir reviewer'ın daha sonuna geldik. Bütün sinema sevenlere iyi seyirler diliyorum..

--
Tutku Tuzlu
Tt "Even the little ones can make a big difference!"
--

Hiç yorum yok: