27 Ağustos 2008

Tatil ve DRO

Altı günlük küçük bi tatil yaptım. Hani böle hayat değiştiren tecrübeler olur ya, aynen ondan oldu. İlk defa bi tatile bu kadar motive olmuştum ve gerçekten rahatlama ve tazelenme açısından inanılmaz küseldi. Bütün yaz Ankara'daydım, evde stajer vardı, hayatımda sağlam kararlar almıştım falan, yani yorucu bi yaz olmuştu. O yüzden bu tatili iple çektim.

İlk üç gün ailemle takıldım. Eto'da yoktu, o yüzden biraz sıkıcı geçti diyebilirim. Ama ikinci gece inanılmaz bir rus bayan sayesinde bütün tatil benim için platonik (burdan bu bayanla (aslında hiçbir bayanla) sevişmediğimi anlıyoruz) aşk macerasına dönüştü. Cumartesi günü Eto geldi, tatil biraz renklendi. Akşamına da Koray'lar gelince biraz daha eğlenceli bi hale büründü. Ortamı şöle anlatıyim, sabah kahvaltıya geliyosun(dokuz gibi), her yerde bi sürü küsel kız. Sonra denize gidiyosun, heryerde güzel kızlar (hafif yaşlı, duba gibi olanları ve maalesef bi tane tangalı adamı saymazsak) küselce yüzüyolar, güneşleniyolar, sonra öğle yemeğine gidiyosun (on iki otuz gibi) her yerde gene küsel kızlar, sonra işte denize, aktivitelere, akşam yemeğine falan gidiyosun, gene küsel kızlar. Akşam on gibi açık hava diskosuna gidiyosun, küselliklerini iki katına çıkartmış şekilde giyinen kızlar küsel küsel dansediyolar. Bi tek gece diskosu iyi değildi, onun dışında insan bu kadar küsellik arasında kalınca, bide benim gibi yakışıklı, karizmatik falan olunca insanın götünün kalkmaması mümkün değil. Eskiden de rus milliyetçisiydim ama şimdi gerçekten bu konuda bişeyler yapılması gerektiğine inanıyorum, DRO - Dünya Rus Olsun. Ya bi insanın çocuğu olmasına rağmen nası sıfır beden olabilir, bu çocuklar nerden çıkıyo? Bu ve benzeri konularda araştırma yapmak için fon sağlayabilecek kişiler benle kontağa geçebilirler (DROP - Dünya Rus Olsun Projesi).

Dün itibariyle eve geldim ama ben eski ben değildim. Biraz yandığım için insanlar bide "çok hoş olmuşun" falan diyince iyice havalardayım. Kızların beni elde etmek için çok ciddi çaba sarfetmesi gerekiyo yani. Bu arada Rusya'da okul fiyatları, okulu oraya nası aldırabilirim, yada amele olarak gidip orda inşaatlarda bile çalışabilirim gibi düşüncelerimle ilgili yönlendirilmeye (engellenmeye) ihtiyacım var. İsmail'in dediği gibi; "Amına koyiim(aynen bu şekilde ifade etti) biz Ankara'da yaşamıyoruz, bunlar nası insanlar?".
--
Tutku Tuzlu
Tt "The Way She Looks Me"
--
PS: Sadece bayan arkadaşlarla ilgili değil, kendimi tanımam ve beğenmem için de çok yararlı bi tecrübe oldu. Çakal olmadığımı, aşk adamı olduğumu gördüm ve kişiliğimin bu kısmının hiç bozulamayacağını anladım. Bu durumun insanlar tarafından anlaşıldığı ve bunun kalitemi arttıran, seçilme unsurum olduğunu anladım. İnsanın iyi biri olduğunu ve doğru şeyler yaptığını bilmesi kadar küsel bişi yok. Teşekkürler..

14 Ağustos 2008

clean and clear...

Bahar temizliğinin temizlikle alakası yoktur. Bayan kişisi sadece mevsimin değiştiğinin farkındadır ve buna uygun bi hareketle başlamak ister. İşte bende hayatımda yaptığım bi kaç değişiklikle buna benzer bişi yaptım aslında. Bi kaç kişiyi çıkardım (trashes bi nevi :) ) bi kaç karar aldım ve yeni şeylere hazırım.

Şerefsizi hayatımdan çıkarma kararı aldığımda aslında insanlardan daha sert bi tepki bekliyodum. Olm ne yaptım, ne ettin, hadi barışın, saçmalama falan beklerken böle daha destekleyen bi tavır sergilediği için herkese teşekkürü borç bilirim. İlginç bi şekilde hem ferahlamış, hem de daha mutlu hissediyorum. İnsanın yanında kendisini anladığını düşündüğü kişiler olması güzel bi olay. Tabi bi kısmı sadece sözde kalıyo, bi kısmı anlamakta güçlük çekiyo ama suçlamamak lazım. Süreci içinde yaşamak başka türlü etki ediyo. Diğerleri için, daha zamanları var.

Nese tertemizim, çoğu şey yolunda gidiyo bu aralar onu paylaşıyim, böylelikle burası Tt'nin sadece depresif modunu yansıtmasın istedim. İşalla iyi etmişimdir.

Dikkat edin kendinize...
--
Tutku Tuzlu
Tt "Refreshment"
--
PS: Haftaya tatildeyim, esas tatil dönüşü görün ne durumda olucam.. Bide yüz almışlığım var vizelerden ama final sonucu açıklanmadan artizlik yapmak istemedim..

18 Temmuz 2008

derpresif (yine..)

Bugün arkadaşlarla takıldım. Pek keyif vermedim ve bir kez daha gördüm ki, ortamı şenlendirmesi gereken adamlardan bi tanesiyim. Problem şu ki benim çevreme neşe saçmam için, neşeli olmam gerekiyo. Neşeli olmamı engelleyen herhangi bir şey olunca olmuyo.. Haa demek ki neşemi çalan bişiler var...

Önce önemsiz sebepler.. Kalabalık sevmiyorum. Ortamda toplam dört kişi yada fazla kişi olunca (ki dört kişide de çok sevdiğim, iyi anlaştığım birileri olması gerekiyo) konuşkanlığım kaçıyo. Asosyalliktendir belki bilmiorum ama böle grup adamı diilim ben. Sonracıma müzik belli bi volümün üstünde olunca konuşulanları duymakta (ve konuştuklarımı aktarmakta) zorluk çekiyorum. Böle olunca muhabbetşinaslığım gene sekteye uğruyo. Bide genelde alkol alınca daha çok konuşuyorum.. (Bu arada dipnot, bu problemlerim var ve ben hala overalla gidiorum, ilginç tabi. Bırakmam lazım..)

Daha önemli sebeplere gelince, giderek çevremdeki insanları sevmediğimi farkediyorum. Ortamda sevmediğim (ki hiç görmek istemediğim iki insan bunun uç noktasıdır, burda bahsi geçenler daha genel örneklerdir.) birileri olunca, hele bide bu kişiler ortamda tutunma çabası içinde olunca (ki zaten kuvvetle muhtemel sevmeme sebeplerimden biri de budur) iyice tadım kaçıyo. Ha bide bunun dışında sevdiğim, sevmediğim farketmez kişiler özele inince (yani benimle yada ortamla hiç alakası olmayan olaylardan bahsediliyosa) yada ortamda gizli konuşmalar olunca (fısıltı, bakışma, arada konuşurken sessizlik olunca konu değiştirme hatta beraber tuvalete gitme) geriliyorum. Benimle ilgili olmasına gerek yok (ki gizliyse benim hakkında olup olmadığını bilemem ama paranoyağım üstüme alınırım) her neyle ilgiliyse de beni geren durumlardır.

En önemli sebepse genel hayat gidişatımdan mutlu olmamamdır. Geçen sefer küfrederek anlattığım için anlaşılmamış olabilir, bu sefer daha edepli yazıyım. Çevremde arkadaşım, dostum dediğim adamlara bakıyorum. İçlerinde güvenebileceğim, herşeyimi paylaşmaktan çekinmeyeceğim, Bana tümüyle açık olduğunu düşündüğüm sadece bir-iki kişi var. Eskiden de dost mertebemdeki insanlar çok kalabalık değildi ama en azından üç-dört kişi oluyoduk ve diğerlerini umursamamıza gerek olmuyodu. Umursamadığımız gibi "diğerleri" hayatımızda şimdiki gibi aktif rol oynamıyolardı.

Şu an öyle bi ortamdayım ki, hayatını sadece kız bulmaya (ki burda keşke düzeyli bi ilişkim olsa diyen insanlardan bahsetmiyorum) adamış ve bunun için herşeyi herkese silebilecek insanlar var; bunu normal olarak gören, umursamayan, destekleyen veya bana zarar verecek duruma gelse beni uyaracağından emin olamadığım insanlar var; arkadaş olarak değer verdiğini söyleyen ama yaptığım bazı hareketleri anlamak yerine bunu arkadaşlığımıza zarar vermek için kullanabilen (ki burda çok daha az değer verdiği söylenen insanlara karşı çok daha toleranslı olma durumu esas problemdir) kişiler var; dost olarak güvendiğim fakat kendini (yada benden başka birini) kötü durumda gösterecek olaylarda beni kötü durumda göstermeyi seçen birileri var; kişilik zaaflarını arkadaşlığının önüne koyan (ki bu noktada ısrarla kimseye karşı art niyetim olmadığı ve nefret ettiğim insanları bile kırmaktan çekinmeme rağmen bu muamelenin yapılması), bu uğurda yalanlar söyleyebilen, başkalarını kötü duruma düşürmekten çekinmeyen insanlar var; bide istikrarsızlıklarıyla beni güvenme-güvenmeme çelişkisine koyan, benimle ben olduğum için mi, yoksa sadece belli çıkarları doğrultusunda mı görüştüklerini anlayamadıklarım var. Zaten ezelden beri kötü olanları buraya koymadım bile, bunlar benim arkadaş-dost sınıflandırmam, düşün..

Eskiden insanları gözlerinden tanımakla övünürdüm. Fakat bugün insanlar o kadar hızlı değişiyolar, o kadar farklı durumlarda o kadar farklı tepkiler veriyolar ki, artık yıllardır beraber olduğum insanları tanımakta güçlük çekiyorum.

Peki bununla ilgili napılabilir? Ya bu insanları (yada belki de bi kısmını) arındırmayı düşünüyorum ama hayatlarım herkesle o kadar ilişkili ki, kaçamıyosun, bi şekilde ortak bi noktada olman gerekiyo. Silme kararını versen bile (ki burda hayatımdan komple çıkardığım eski sevgililerimi örnek olarak verelim) bu seferde konunun muhatabı olmayan insanlar bunu ofansif bulup tepki veriyolar. Bi kaç kişiyi silme olasılığım yüksek ama tabi yine de asla emin olamıyosun. Sınırlamak da çözüm olmuyo, bu sefer karşılaştırmalar (onu daha çok görüyosun, beni görmüyosun) yada kıskanma+yanlış anlamalar (benim yerime onu mu koydun), bunu toplumda paylaşıp genel bi negatif etki yaratmalar, görüştüğüm kişilere kötülemeler, gereksiz gerginlikler vb. gibi durumlar ortaya çıkıyo. Bunu da kısmen uygulamaya meyilim var, ama ne kadar verimli uygulayabileceğimi bilmiorum. Gene sanırım oluruna bırakıcam bütün işleri..

Bu arada aslında hayatım o kadar da kötü diil. Yarın yeni biriyle tanışıp, ilerletme şansım olabilir (hayirlisi, umut dünyası), bi tane yabancı arkadaş misafirim oluyor, onunla çeşitli gelişmeler olabilir, okul durumumun iyiye gidişi söz konusu, yaz okulu fena gitmiyo, sanırım alkole kısıt getiricem, en azından deniycem, spor yapıorum, kilo falan veriyorum, ev yaşantısında düzeni oturttum falan filan.

Du bakalım neler olacak? Gelişmelerle buralarda olabilirim..
--
Tutku Tuzlu
Tt "I walk alone.."
--
PS: Burayı kimsenin okumadığına kanaat getirdim. Bu kadar ağır konuşmalar, sert çıkışlar, ciddi küfürler, harbici problemler falan yazıyorum, bi kişi de "ben de var mıyım?" yada "abi kim ki bunlar?" yada "olm gel bi otur konuşalım" demiyo. O yüzden burda eskisi gibi bol keseden atabileceğim kararına vardım. Hazır aklımdayken, artık birilerine birilerine çekiştirmekten de çok haz etmediğim ve bana ters patladığı için sizinle yada genelle ilgili olaylar dışında konuşmam. Haber veriyim dedim. Bide dostum olduğunu iddia eden ve burayı okuyan biri varsa açsın sorsun (yada mail atsın), hakkat dertleşmem lazım ama iso'yu da dert duvarı yapmak istemediğim için şimdilik içime atıyorum. Yakında patlarsam yada Almanya'ya gidersem şaşırmayın.

PS-2: Yukarda belirtmeyi unutmulum, genelde arkadaş çevremde problem yaşadığımda iyi sevgili de olamıyorum, o yüzden yarınki hadiseden büyük beklentiye girmeyin. Yer yer gitmesem mi die bile düşünüyorum. Yarın ola hayrola...

17 Temmuz 2008

Edepsizlik..

Dünkü yazımda terbiye sınırlarını biraz zorlamışım, yok yok bariz aşmışım... Verilen rahatsızlıktan dolayı özür dilerim.. Biraz agresif ve alkoliktim. Arada olur öle, normalde hiç böle bi insan diilimdir. Efendiliğiyle örnek teşkil eden bi adamımdır. O yüzden bu durumu "an exceptional Tt performance" olarak ele alıp, kullanılan aksanı dikkate almayalım... Bi daa özür dilerim... Öperim..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Efendiliğin üst sınırı..."
--

Allaam Yaraaabbimm...

Şu aq hayatımda yalnızken mutlu bi insanken, neden çevremde sevdiğim (ki burda daha doğrusu sevmem gereken, ki bu da bana çevrem tarafından baskı unsuru olarak, sevilesi insan (yada daha kısaca "hepimiz sevioruz, sen nie sevmiosun ki?") die tabir ettiğim) adamların hepsiyle beraber olduğumda onların o. çocuğu olduğu gibi bi izlenime kapılıyorum. Yada isim vermeden detaya inmeye çalışıyım, şimdi insanın çevresinde pek çok tipte insan olur, normaldir. Genelde bunları kategorize etmeye çalıştığımızda; 1-düşman, 2-sevmediğim ama nedenini bilmediğim adam, 3-umursamam (neutral die geçer), 4-severim ama nedenini bilmem, 5-arkadaşım, 6-dostum die sınıflandırabiliriz. Ilk dortu çok barizdir (2 ve 4 digerlerinden daha barizdir hatta), ve o. çocukları genelde 1 ve 2 nolu sınıfta yer alır. Eskiden ben de öyleydim, bütün kategorilerim hakketen bu şekilde yer alırdır, hatta zor olan arkadaş-dost olayını bile çözmüştüm. Lakin son bi kaç yıldır dost kategorisine koyduğum insanların çoğunun o. çocuğu olduğunun farkına varmamla hayatım bi karışma eğilimine girdim. Bu AIESEC'e nerden bılaştım hiç bilmiorum, ama ordan edindiğimi adamlar bu kategoriyi bok ediyorlar. Şöleki dostum olduğunu düşündüğüm insanların (cinsiyet ayrımı burda yok) bi kısmı yarın öbür gün karım, kızım olsa onu skip sikmiyceklerinden emin değilim(biraz mecaz, biraz hakikat), diğer bi kısım var onlarda bu duruma (ki burda kızımın skilmesinden bahsediyoruz) ses çıkartmayıp "x şahsıdır, normal" tepkisi verme potansiyeli olan kişiler. Ulan ben ne ara bu duruma düştüm ya? Kendimi herkesin rahatlıkla "dost" kategorisine koyabiliceği bi adam olmak için çabalarken, çevremde böle hiç kimse kalmaması (iso her zaman istisnadır ama onu bozmaya çalışarak kendimle çelişkiye düşer ve kendimden bir kez daha tiksinirim) bi çelişki değil midir değerli izleyenler?

Ama daha acısı da var, bunu değiştirmek için hiç bişi yapamıyorum. Zamanında hayatın bana olan acımasızlıklarından dolayı intihar etmeyi denemiştim (ama yukardaki yavşak ölmemi istemediği için becerememiştim) , eee aq ne bok yiyim bu sktimin dünyasında biri bana açıklayabilir mi? İyi olmaya çalıştıkça iyilik değer kaybediyo, birine değer verdikçe o o. çocuğu çıkıyo, hani böle bunlardan arta kalan da bi ceviz kabuğunu doldurmuyo. İlerde ne daha iyiye gitcek, süper bi sürpriz mi olcak, yoksa ne anlamı var bunca yılın, ki bide ibne beni öldürmediği için kesin uzun yıllar görücem, ne biçim test bu ya, ödüllendirme sistemi diye bişeyin yok, yeter artık ya.. Nese daha fazla yazamıycam, iyi bakın kendinize...
--
Tutku Tuzlu
Tt "Elegantly Wasted"

PS: Belirtmek istedim ki, ulan ben buraya mutlu olduğum zaman pek bişi yazmıorum. Genelde gergin olduğumda, birine sayıp sövmek istediğimde bu alanı kullanıorum. Bu yazı da böle bi atar yazısı ama genelde böle sürekli atar yaptığım bi hayatım yok. Hatta coğu zaman mutlu olduğumu bile söyleyebiliriz. Hele tam bu gün bu yazıcağım konuyu ayrı bi yere koyarsak, kendimi çok seviorum ve çok mutlu olmanın arefesindeyim bile denebilir. Nese konumuz benim ne mutlu olduğum diil. Biliorum ki hepiniz benim mutsuzluğumdan keyif alan insanlarsınız...
PS-2: PS normalde yazıdan önce yazılmıştı ama yazdıkça hayatımın ne kadar boktan olduğunu bir kez daha gördüm ve not olarak düşüyüm istedim. Gerçekten mutluluk ilizyanuyla kendimi o kadar kandırıyorum ki bazen ben bile inanıyorum. İstediğim o kadar az ki aslında, hayatımdaki herkes gitsin bi iso kalsın (o torpilli :) ) bşde yanıma benim gibi bi sevgili versin, dünyanın kalanının aq. Ha bide isoya da bi kız versin. Nese kalın sağlıcakla..

20 Haziran 2008

yeni topluluklar...

Ya birilerinin burayı okuduğu gibi bi hisse kapılmaya başlıyorum. Sanki nefret mesajlarım yerlerini buluyo gibime geliyo.. Her ne kadar bi kısım gereksiz yere üzerine alınanda var ama sorun diil. Neyse konu o diil zaten..

Son zamanlarda ya ben çok paranoyaklaşmaya başladım (paranoyak olmam takip edilmediğim anlamına gelmez :D ) yada gerçekten "We Hate Tutku" gruplarında ciddi bir artış var. Hatta buluşup benim vodoo bebeklerimi yakmaca falan oynadıklarını duyuyorum (son kısmı duymuyorum da buluşuyolar ewt..). Ya arkadaşım Tt dediğin adam böyle hiç bi özelliği olmayan, bıraksan bütün gün evinde oturup göbek büyütebilecek potansiyelde, hiç bi konuda tam bilgi sahibi olmayan sıradan bi adamdır. Bu adamla ilgili nefret paylaşımı yapmak gereksiz zaman kaybından başka hiçbişi diildir. Sevmiyosan aramazsın olur biter.

Aramam aranırım lafına takılı kalan milyonlar (öyle olsa ya..) olduğununda farkındayım. Daha önce açıkladım, gene açıklayayım. İnsanları aramıyo diilim aslında. Bi aktivite yaptığımda (farzı misal bi konserdir yada dışarda içmedir) ararım, derim ki "şöle bişi var, şöle şöle yapalım", sonrasında genelde hayal kırıklığı olur (insanların işi gücü var, benim yok) yada buluşulur. Lakin bu aralar hiç bişi yapmadığım için aramıyorum haliyle. Bişi yapıp aramıyanlara kızmıorum ama bari bana tepkili olmayın..

Bide ofistekiler (belki de ayıp olmasın die, dedim ya paranoyağım die) sürekli ofise gel diolar, lakin Tt eski Tt diil artık, stratejik alumnilik falan yalan oldu farkındaysanız. O yüzden benim gelip gelmem bişe farkettirmiycek bi kere bunu anlayın. İkincisi Tt'yi ofise çekmek için sihirli kelimeyi sölemek lazım, alkol. Kim "hadi Tutku içmeye gidioruz" demiş de gitmemişim. Bu vesileyle yeniden değerlendirip, bi daa bakın beni isteyip istemediğinizi.. Bu arada genel olarak ofise gitmeyi çok istemediğimi de belirtiyim. Konu ex'lerimle alakalı diil sadece. Ama burda bi kurumu kötülemek istemediğim için yazasım yok, sorun anlatıyım..

Son olarak, sevdiğim ve beni seven insanlardan ricam, başkalarının gazına gelip (kim ki bu başkaları acaba, onu da merak ediyorum) beni yorumlarken o başkaları gibi bakmasınlar, saf ve temiz Tt'yi düşünüp değerlendirsinler..

Diiceklerim budur. Saygılarımı sunarım..
--
Tutku Tuzlu
Tt "So fresh, so clean"
--
PS: Olm hakkaten burayı okuyan birileri varsa daha düzeyli daha üsluplu (daha yapmacık) yazıyım. Harbi millet burayı referans gösterirse tartışmalarda sıçarım. Haber verin okuyosanız. Maille, yüzyüze (olm ne sıçmışsın geçen yazında falan gibi) ki ona göre önlemimi alıyım.

09 Haziran 2008

malim...

Varya ben harbi gerzek, salak, kendini zerre düşünemeyen mal bi adamım. Çenem fazla düşük, içimden geldiği gibi konuşup nerde durmam gerektiğini bilmiyorum, dışardan bakınca böle cam gibi içim görülebiliyo. Hiç bir art niyet düşünmediğim gibi insanları da öyle zannediyorum. Çevresinde binbir türlü bok püsür geçip de farkedemiyen saftirik adamlar var ya, ben onların en dangalağıyım. Allah benim bin türlü belamı versin...

Ya cidden biri çıkıp söylesin, insan olmak böyle sktiriboktan olmayı da beraberinde mi getiriyo, yoksa son zamanlarda benim çevrem mi bu hale geldi..? Anlamıyorum artık ve kendime kızıyorum "ulan allaan enayisi sen misin?" diye.. Çok ciddi söylüyorum çevremde cidden benim gibi olan kişi sayısı "bir" hadi çok kassan iki. İşin komik tarafı insanlar bu pislik hallerinde o kadar rahatlar ki.. Daha da ilginci bu pislikli durumları herkesin destekliyo bi hali olması. Direk bi kişiyi demiyorum bu arada, herkesler böyle yaw. Gün gelicek açıcam ağzımı yumucam gözümü...

Şunu da yazıyım aradan çıksın; eğer beni sevmiyosanız bana rol yapmanıza falan gerek yok. Görüşmek istemezsen görüşmezsin, bu kadar basit. "Aramam aranırım" söylemi de bu ayrımı yapmak içindir zaten. Sırf "egomu tatmin edicem bu dallamayla" yada "dünyadaki son mal herif, yanında o kadar rahatım ki" mantığıyla noolur gelmeyin. Cidden kızıyorum ve gitgide doluyorum kendi içimde. Bırakın tek başıma en azından huzur içinde bi hayat sürüyim. Hele bide beni kendi pisliklerinize bılaştırmaya lütfen uğraşmayın. Adam bana pislik olan bişeyi anlatıp, böyle olmalısın diyince çıldırıyorum.

Neyse sonuç olarak yukarda kabaca söylemeye çalıştığım şey, eski bi şarkıda olduğu gibi, siz bana fazla iyisiniz. Ben sıradan zavallı bi adamım. Beni rahat bırakmanızı rica ediyorum..

Teşekkürler...
--
Tutku Tuzlu
Tt "Only"
--
PS: Tam da bişiler yoluna giricek galiba derken, bir-iki gün nasıda değiştiriyo herşeyi ya. Gerçekten herşeye sıfırdan başlamak istiyorum ama olmuyo bi türlü. Yukardaki de hiç destek olmuyo, tersine "daha nası sıçabilirim herifin ağzına?" zihniyetiyle yaklaşıyo. Olmuyo böyle yaw.. Naapsak ki?

03 Haziran 2008

Bortlek Partisi ve Bi Kisim Resimleri

31 Mayis cuma gunu, benim dogum gunum kirvesi altinda hep beraber toplanilsin, hatta eglenilsin amaciyla Beer Garden'da bulustuk. Size geceden enstanteneler anlatmak isterdim ama alkol baraji biraz asildigi icin pek hatirlamiyorum (saka saka, hemen kisa bi ozet, Hasan serefsiz (hem doum gunumu kutlamadi, hemde on dakka oturup gitti), pasta yerine birada mum uflemek bana yakisti, hediyeler icin cok teskur, keske bu kadar icmeseydik de overall kismini barini hatirlasaydik vs..) ama genel olarak kusel oldugu yolunda soylentiler var.
Gecenin resimlerinde alkol dozajinin asildigi gayet gorunuyo.. Resimler bolumunden bakilabilir der ve kacarim..

Gelene gelmeyene, hatirlayan hatirlamayana, hediye alana almayana ( :D ) selam olsun..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Bortlek Cocugu"
--

29 Mayıs 2008

Yeni Yas Dilekleri...

Nickelback'in Rockstar şarkısını dinlerken aklıma geldi, ki aslında şarkı bi nevi benim yeni yaşımda neler istediğimi anlatıyo paylaşıyim istedim. (İngilizce'si yeterli olmayanlar için parantez içinde çevirdim..)

<>
Well we all just wanna be big rockstars (Toplumda sevilen sayılan bi insan olmak anlamında)
And live in hilltop houses (O kadar diilde, bu evi bana bıraksalar keşke)
Driving fifteen cars (Bi Audi TT'de yeterli)
The girls come easy (Artık bi yengeniz olsun)
and the drugs come cheap (Drug burda alkol anlamında kullanıldı)
We'll all stay skinny as we just won't eat (Yemeğimi de yiyim ama göbek gitsin)

And we'll hang out in the coolest bars (Manhattan baydı biraz da..)
In the V.I.P. with the movie stars (Filmde oynamasada olur, Adriana Lima da güzel bi insan ewt..)
Every good gold digger's gonna wind up there (Yeni yeni insanlarla tanışiyim gibi)
Every Playboy bunny with her bleach blond hair (Sarışın severim ewt..)

Bilmem anlatabildim mi? :)
--
Tutku Tuzlu
Tt "Already a Rockstar"
--

28 Mayıs 2008

Hepbi Börtlek...

Bundan (ehm.. 2008 - 1984 = (matematikten kalıcam gene demiş miydim?) hah.. ) 24 sene evvel dünyaya gelmiş... Evde bir şenlik havası esmiş, Türkiye ve dünya'da abartılı kutlamalar gerçekleştirilmiş.. Evin eğlence kaynağı (maymunu yani bi nevi) olan bu çocuk sonra büyümüş toplumun maymunluğuna terfi etmiş falan... İşte hayatım, hehe..

Abartılcak bişey yok (yirmi dört çokmuş bu arada yaw..), her sene olan bişey. 18'den sonra baydı zaten. Bide önemli olan akıl yaşı sanki, o büyümedikçe geçen yılların pek bi önemi yok.. Haluk'a sordum, ha yirmi dört ha altmış yedi, hiç bi fark yokmuş (birinci elden tecrübe) , o yüzden bu sene havayi fişekleri, 24 katlı pastayı ve rus revü grubunu iptal ettim.. Haberiniz olsun...

Son olarak, yanımda olan herkesle nice yıllara (ki bu yaşayış şekliyle maksimum beş-altı doğum günüm falan kaldı sanırım).

Tenks..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Pastayı boşver, içki var mı onu söle"
--
PS: Ben doum günüm için özel bişi yapmam, yapmıorum,(Doğduğum güne lanet ediyorum, sen bana kutlu olsun diyosun mantığı :P ) velhasıl Çullu "Cuma günü Beer Garden'dayız." diyodu. Davet edilmediyseniz de (ki bana da sürpriz olduğu için saatini falan söylemediler, sanırım cuma günü kesin Beer Garden'a uğruycağımı düşünüyolar.. Haklılar. ) Ya Çullu'yla irtibata geçin, ya da o gün arayın, ben saatini öğrenmiş olurum heralde.. İşalla..
PS-2: Hediye almayanları sevmiyorum diye bi söylenti çıkmış, yalan harcadığınız paranın karşılığını alamazsınız, açık konuşuyorum. Ha bide cidden pastayla falan uğraşılmasın, bi dilim pasta için herkes ne kadar vericez diye geriliyo hiç uğraşmayın, adam gibi alkolümüzü alıp, işimize gücümüze bakalım..

24 Mayıs 2008

For English

I am sorry but there is no English in this blog.

This is site is just about me and i don't think i can explain myself in a language other then Turkish. But even this situation, you can mail and ask me "what is going on here?".

I know English (somehow), so that i will try to answer your question as long as i understood them. I don't know any other language, so pls don't try to have fun with me about it. I won't understand, so i won't have fun, so i will ban you from this site and my life.

This is not funny.

For the others (not like this one), you are always welcome to my site.
Not just my site. Also my country (Turkiye in this situation),
my town (Ankara) and even my home (You will see.. I can pick you up)

Thanks for your understanding.

Take care..
--
Tutku Tuzlu
Tt "We love foreigners here.."
--
PS: Artık uluslararasi oldugum icin bole biseye ihtiyac oldugunu hissettim. Sacma oldu ama olsun sevdim...

23 Mayıs 2008

Verve Earth

Tam olarak ne olduğunu anlamadım ama sanal alemde popüler olmak için iyi bişey sanki. O sebeple bu bloga giren varsa (bliyorum yok ama yine de) aşağıdaki linke tıklama suretiyle bana karizma kazandırabilirsiniz.

http://www.verveearth.com/landing/medallion?id=14497

Ya bu arada galiba bütün blogları bölgelere ayırma suretiyle toplaştırmak gibi bi amaç ediniyolar. Bana maille hemen ulaştılar, çok yalvardırlar. Ben de kıramadım küçük bi linkini hemencecik koyuverdim sağ alt köşeme. Tıklayın, ewet..
--
Tutku Tuzlu
Tt "World Famous :P"

14 Mayıs 2008

Hediye...

Doğum günüm yaklaşıyo ama ben sadee doğum günlerinde hediye alınması alışkanlığına karşı olduğum için iki hafta beklemek yerine hemen bugün yarın hediye almak isyiosanız tek bir isteğim var, artık kaç kişi birleşirsiniz bilmiorum ama yine de, Tt'li ayakkabılardan sonra (baktım kimse almıyo gittim kendime aldım ve çok memnunun) en çok istediğim şey diye özetleyebileceğimiz şey nedir? Budur,
Kendisine kısaca Audi Tt diyoruz. Bu üstteki tip fena diilmiş ama üstü açık sevmiyorum ben, üşürüm hasta olurum allah muhafaza. Bide bi kaç modifiyeli halini falan da gördüm netten, onları da hafif beğendim ama esas olarak üstü kapalı (renk olarak koyu gri başarılıymış) böle çok ekstra özelliğe falan da ihtiyacım yok. Hani minimum haliyle alabiliyosanız süper olur. Hatta paranız artarsa (hehe) özel plaka alıp "06 Tt 005" falan yazdırırsanız o zaman süper olur işte.. Kafanızda daha netleşsin diye normal halininde resmini koyup kaçıyorum ve merakla bekliyorum.
--
Tutku Tuzlu
Tt "Marukh"
--
PS: Bir arabaya benim adımı vererek ne yapmaya çalıştıklarını bilmiorum ama başarılı bi çalışma olmuş.
PS-2: Bu arada Puma'da Tt'li ayakkabı yapıyomuş galiba inceliycem. Reebok'in Tt'li ayakkabısı şöyle, renkleri farklı sadece:

Geçmiş zaman olur ki - 3 : Uçmak



Demin farkettim, iki gün sonra ilk uçuşumdan beri tam 10 yıl geçmiş olacak. Tam on yıldır uçmamışım, uçak kullanmamışım, hep kolaya kaçmış, başkalarına kullandırmışım. Bugün verdiğim kararla bundan sonra uçağa bineceksem ben kullanıcam, en azından kullanmak için izin istiycem.

Bundan tam on yıl önce güneşli bir mayıs sabahıydı. Çoğu zaman yaptığımız gibi yine bir hangar partisinde (iki-üç kere gitmiştim ve g_tüm kalkmıştı) çocuklar gibi şendik. Ortada koşup, bira içip (bu kısımdan çok emin değilim) yaşıtım olan kızları kesiyodum. Tam o sırada içeriye bir adam girdi. Benim gözlerimdeki parıltıyı farketmiş olacak ki, bana geldi ve "Uçmak ister misin genç?" dedi. Ben de "Hmm.. neden olmasın?" dedim. Sonra ben, adam ve 4 kişilik tayfam (tayfa derken uçak böle küçük uçaklardan, diğer üç kişiden biri Etkin, biri kesiştiğim bi kız (ki küsel bi kız olduğunu hatırlıyorum, hafif yaşıtım gibiydi ama şimdi görsem tanımam) bide iki küçük çocuk daha vardı, arkada oturuyolardı) atladık uçağa, ben ko-pilot şeysinde oturuyorum. Tabi kaldırmayı adam yaptı, havada bana döndü ve "senin sıran genç" dedi. Aldım uçağı ama nası kullanıyorum, havada taklalar falan, uçakla yapılabilecek her türlü artistik hareket, uçuyorum yani. Sonra adama döndüm ve "Bu kadar yeter mi?" dedim. Adam şaşkın bi şekilde "Aman tanrım, senin adın ne?" dedi. "Tutku" dedim, "Tutku el Roman, ay Tutku Tuzlu yani". Sonra uçağı indirdik, arkadaki kız bana hasta olmuş zaten (klasik), o günden sonra uçaklara el sürmemeye yemin ettim (niyeyse, zirvedeyken bırakiyim istedim heralde) ve hep yolcu tarafında oturdum. Walla..

Olaylarda biraz abartı olmuş olabilir ama cidden o gün kısa süre için kullandım (çok zor bişi diil havadayken kullanmak ;) ), sertifikam hala durur. Inanmayan şurdan bakabilir; http://members.tripod.com/Youngturks/

Bu arada o gün arkada oturan küsel kız, burayı okuyosan, benimle iletişime geçersen karada da küsel şeyler yapılabileceğini göstermek isterim (oha!!).
--
Tutku Tuzlu
Tt "Young Eagle"
--

Murphy Kanunları

Temel Kurallar
1- Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
2- Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
3- Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
4- Bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır.
5- Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
6- Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
7- Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Murphy_Kanunlar%C4%B1
--
Takdir etmek gerek, ne kadar doğru söylemiş..
--
Tutku Tuzlu
Tt "Anything That Can Possibly Go Wrong, Does"
--

13 Mayıs 2008

Geçmiş zaman olur ki -2 : AIESEC Günleriyle ilgili...

Sene 2002, AIESEC adlı bir kuruma yeni gelmişim, hemen tüm yönetim takımı gözümdeki ışıltıdan anlamış olacaklar, hepsi "noolur benim takıma gel" diye yalvarıyolar. En son o zamanın parasıyla 2 milyon dolar teklifini geri çeviremeyip değişim takımına girmeye karar verdim. O zamanlar yeni yetme bi değişim koordinatörü var, böle heyecanlı falan, Selin Tayşioğlu mu ne. Dedim böle olmaz, sana süper bi takım lazım, 5. dünya savaşında beraber çarpıştığımız, insanları güldürme bombalarıyla iptal eden Haluk Kaya'yı, savaş öncesi kutlamalarda içkiyi fazla kaçırdığı için tek başına düşman hatlarına dalan Esra Yurt'u ve düşman iletişim hatlarini fazla yükleyip (tarihin ilk spam mailları diye geçer) savaşın kazanılmasında önemli rol oynayan İsmail Doğan'ı çağırdım. Sonuç efsane olmuşuz haberimiz yok.
--
Selin'in bloguna yazmışım sanırım 2005 yılı dolaylarında. Hala görüştüğüm insanlardır bunlar. Geriye ne kalırki zaten AIESEC'ten, küsel hatıralar ve dostluklardan başka. Onlarda yoksa harcadığınız zaman boşa gitmiştir. Küsel zamanlardı yine de...

Öperim ve selam söylerim hepiceklerine..
--
Tutku Tuzlu
Tt "I was a değişimci once, now i am something different :)"
--

Geçmiş zaman olur ki-1 : Hiç yayınlanmayan dergi yazım...

(Resmi yeni pencerede açarak tam halini görebilirsiniz.)

Bundan iki-üç sene kadar önce mesajtahtası'nda takılırken Mobster tüm Ankara'da dağıtılacak bir dergi projesi yapmaya karar vermişti. Derginin adı "MiniMag"di. Ben de kendine güvenen bi yazar arkadaş olduğum için hemen bi yazı hazırlayıp göndermiştim. Saolsunlar yazımı beğenmişler, hiç bana haber vermeden yazıyı almış, sayfa düzenini yapmışlardı. İlk gördüğüm an nası duygulanıp gururlandığımı hala bugün gibi hatırlıyorum. Dergi çıkmadı ama, bu yazı ve sayfa düzeni Tt tarihinde yerini almıştı...

--
Tutku Tuzlu
Tt "SineModeratör"
--

31 Mart 2008

Gecmis...

Yaslandim gercekten... Hayatin kum taneleri gibi akip gittigini farkettigin zamandir yaslilik. Elinde sadece bir kac kum tanesi kalir sonunda. Onlarin da degerini bilmiyosan bos ellerle dizlerinin uzerinde kalirsin kumsalda. Ne sicak gunes ne de dalgalarin sesi teselli olur boyle zamanlarda.

Sairin soyledigi gibi, saatler gecmek bilmezken yillar, hayatlar nasil da akip gidiyor. Dun nerdeydik, bugun nerdeyiz.

Esas problem dunu geri istememem. Artik o adam degilim, degistim. Farkli bisilere ihtiyacim var, yeni biseylere. O seyleri bulmak ne bulmak istediginizi bilmiosaniz daha da zorlasiyo. Fikirlere acigim..

Hayirlisi..
--
Tutku Tuzlu
Tt "New and ugly.."
--
PS: Yabanci bi sairin soyledigi gibi "In the day nothing matters, It's the night time that flatters". Benim acimdan tercumesi, klasik aksam depresyonudur, gecer.. :D ( Laura Branigan ya da Infernal'dan Self Control, merak eden olursa :D )
PS-2: Burda gecenlerin eski sevgililerle falan ilgisi yok bu arada. Yani sahtelerden biri cikip da "Abazanlik Tutku'nun basina vurmus" yorumu yapmasin, uzerine alinsin.. Bu arada depresyon en fazla yirmi dakka falan gidiyo, sonra gene sempatikle nefretengiz arasi bi hale burunuyosun. Genelleme yapmiyim da bana ole oldu.

20 Mart 2008

birey...

Gercekten insan yalniz kalamaz mi? Insan sosyal varliktir falan olgularini tartisasim geldi de... Ewet cevren kalabalikken daha mutlu gorunuyosun ama acaba bu mutluluk gercek mi? Yani yalnizliktan gelen mutsuzluk aslinda tek basina kalmaktan cok, cevrendekilerin seni yalniz biraktiklarindan kaynaklaniyo olabilir mi? Cevresinde kimse olmayan ve olmamasina alismis bi insan daha mutlu olur gibime geliyo..

Ewet genel olarak asosyal bi insanim ama sanki yalniz basimayken daha iyi idare ediyomusum gibi gelmeye basladi bu aralar.. Bide surekli cevremdekilerin hareketlerinden rahatsizlik duymaya basladigim icin sonunda tam anlamiyla tek basima kalicakmisim gibi geliyo. Isin daha garip olan kismi sanki oyle daha mutlu olacakmisim gibi bi durum var.. Eger tek basina yasanabiliyosa, bu riski goze almaya meyilliyim.. (Bu arada demin farkettim, tam tek basina olmuyo, ailen her zaman yaninda oluyo...)

Fazla mi kusursuz birilerini istiyorum, yoksa gercekten cevremdeki insanlar bana gore degil mi bunu cozmem gerekiyo sanirim... Gecen sefer yazdigim gibi yeni gecis surecine girdik sanirim... Bi nevi refreshment time oldu galiba... Nese hayirlisi.. Cozunce haber veririm...
--
Tutku Tuzlu
Tt "The Only One"
--
PS: Kimse kisisele indirgemesin... Vardir kafamda bisey ama bu illa sen sen sen olucaksin diye bisi yok.. Burdaki butun yazilarda sizden bisi olabilir ya da olmayabilir, cok kasmayin... Kasinca benim gibi oluyosunuz :))

03 Mart 2008

Yasiyoruz...

Eski blog yazilarimi okudum demin.. Ne yasamisim be bilader son zamanlarda... Cok hos olmayan detaylar disinda (yaziya dokulmemesi gereken seyler de yaptim zaman zaman), hayatimin kusel bi dokumantasyonu olmus.. Ilerde bunlari filmetmek isteyen olursa (niye bole bisi isticeklerini de bilmiorum ama) kaynak olarak kullanilabilir...

O diilde, bu aralar kusel gidiyo gibi onu soyliyim istedim.. Her ne kadar bu haftasonu kendimin "tatminsiz" oldugumu dusunmeme sebep verse de, Esra'nin katilimiyla oldukca eglenceli bi hale geldim. Yine de hafif bi tedirginligim var, yeni bi gecis surecine girilebilecek olaylar silselesi basliycak gibi.. Sadece bi onsezi ama genelde bole hissedince oluyo.. Du bakalim hayirlisi...

Operim yanaklarinizdan..
--
Tutku Tuzlu
-Tt "Umurumda mi sandin bu dunya?"
--

01 Mart 2008

Sıpeşıl Tenks..

Hayatinizi herkes icin guvenilir biri olmaya calisarak gecirirken bazi noktalarda bocalamaya basliyosunuz. Hele ki, guvenilir bi kisi oldugunuz icin, insanlarin guvenilir olmayan ozelliklerini de ogrendiginiz de, sizin icin de guvenilir olmasi gereken birine duydugunuz ihtiyac artiyo.

Ne kadar sansliyim ki, tam yapayalniz hissettigim bi donemde bir kahraman edasiyla Iso yetisti. Iso pek cok noktada olmak istedigim kisinin ozelliklerini tasiyo. Bi kere guvenilir bi insan. Ihtiyac duydugunuz anda yaninda olacagindan her zaman emin olabilirsiniz. Bi sirrinizi soylediginizde yada yapmamasini soylediginiz bisey konusunda ozen gosterecegi her zaman garanti. Ikincisi istikrarli bi insan. Neye nasi tepki vericegi, yada ona bisey soylediginizde alacaginiz karsiligin tarafsizligi her zaman belli. Size bisey soylemekten korkmayacagi, tumuyle icten olacagi ya da hata yaptiginda bunu kabul edecek kadar guclu bi karaktere sahip olmasi da cabasi. Kimileri onu soguk bulurlar, ama son zamanlarda eglenmek isteyen arkadasina guzel bi eglence arkadasi da olabilecegini kanitladi.

Degerli Ismail Dogan, hayatima kritik bir anda girerek, zor gecen zamanlarimda bana destek oldugun icin sana tesekkuru bir borc bilirim..
--
Tutku Tuzlu
-Tt "It's good to have u"
--
PS: Ne zamandir kafamdaydi, hazir icimi dokmeye baslamisken bu kismi da atlamiyim dedim. Bu arada kritik zamanlarimi beklemeden hayatimin her aninda yanimda olan Eda Cullu'ya ve tam zamaninda memlekete donerek hayatimi guzellestiren Esra Yurt'a da ozel tesekkurlerimi sunarim.. (Size ozel yazi yazmamis olmam, sizi Iso'dan daha az sevdigim anlamina gelmiyo. Hatta belki sizi daha cok seviyo da olabilirim ama adam haketti bunu napiyim. Bide sizin yuzunuze karsi soyluyorum zaten, soylemiyosam da bilin yani o kadar mazimiz var)

Gizli Kahraman

Bazen gizli kahraman olmak zorunda kalirsiniz... Oyle insanlar oyle seyler soylerler ki, kurtaricilik yapmaniz gerekir. Ama boyle durumlarda kurtardiginiz kisiye soyleyemezsiniz, soyleseniz nasil tepki alicaginizi bilemezsiniz. Aslinda yaptiklarinizdan oturu sizi bas taci etmesi gerektigini asla bilemez. O yuzden siz normal devam edersiniz, o da size hakettiginizden cok daha az iyi davranmaya devam eder.

Iyi davraniyosa iyi. Bazen de size iyi davranmayan birine sadece oyle olmasi gerektigi icin iyilik yaparsiniz. Size kotu davranmaya devam edicek ve siz sadece dogru yaptiginizi bilerek tatmin olmaya calisicaksiniz. Zor isler bunlar..

Son zamanlarda acaba iyi insan olmak bana bisey kazandiriyo mu diye dusunmeye basladim. Ewt bi suredir buyuk degisimler geciriyorum ama bu degisikligi yapip yapmama konusunda tereddut icindeyim. Neden bahsettigimi anlayan biri varsa, bu konuda beni yonlendirebilir mi acaba? Cidden son zamanlarda iyi insanlik biraz koymaya basladi da..
--
Tutku Tuzlu
-Tt "With great power, there comes also great responsibilities :)"
--

26 Şubat 2008