Şu aq hayatımda yalnızken mutlu bi insanken, neden çevremde sevdiğim (ki burda daha doğrusu sevmem gereken, ki bu da bana çevrem tarafından baskı unsuru olarak, sevilesi insan (yada daha kısaca "hepimiz sevioruz, sen nie sevmiosun ki?") die tabir ettiğim) adamların hepsiyle beraber olduğumda onların o. çocuğu olduğu gibi bi izlenime kapılıyorum. Yada isim vermeden detaya inmeye çalışıyım, şimdi insanın çevresinde pek çok tipte insan olur, normaldir. Genelde bunları kategorize etmeye çalıştığımızda; 1-düşman, 2-sevmediğim ama nedenini bilmediğim adam, 3-umursamam (neutral die geçer), 4-severim ama nedenini bilmem, 5-arkadaşım, 6-dostum die sınıflandırabiliriz. Ilk dortu çok barizdir (2 ve 4 digerlerinden daha barizdir hatta), ve o. çocukları genelde 1 ve 2 nolu sınıfta yer alır. Eskiden ben de öyleydim, bütün kategorilerim hakketen bu şekilde yer alırdır, hatta zor olan arkadaş-dost olayını bile çözmüştüm. Lakin son bi kaç yıldır dost kategorisine koyduğum insanların çoğunun o. çocuğu olduğunun farkına varmamla hayatım bi karışma eğilimine girdim. Bu AIESEC'e nerden bılaştım hiç bilmiorum, ama ordan edindiğimi adamlar bu kategoriyi bok ediyorlar. Şöleki dostum olduğunu düşündüğüm insanların (cinsiyet ayrımı burda yok) bi kısmı yarın öbür gün karım, kızım olsa onu skip sikmiyceklerinden emin değilim(biraz mecaz, biraz hakikat), diğer bi kısım var onlarda bu duruma (ki burda kızımın skilmesinden bahsediyoruz) ses çıkartmayıp "x şahsıdır, normal" tepkisi verme potansiyeli olan kişiler. Ulan ben ne ara bu duruma düştüm ya? Kendimi herkesin rahatlıkla "dost" kategorisine koyabiliceği bi adam olmak için çabalarken, çevremde böle hiç kimse kalmaması (iso her zaman istisnadır ama onu bozmaya çalışarak kendimle çelişkiye düşer ve kendimden bir kez daha tiksinirim) bi çelişki değil midir değerli izleyenler?
Ama daha acısı da var, bunu değiştirmek için hiç bişi yapamıyorum. Zamanında hayatın bana olan acımasızlıklarından dolayı intihar etmeyi denemiştim (ama yukardaki yavşak ölmemi istemediği için becerememiştim) , eee aq ne bok yiyim bu sktimin dünyasında biri bana açıklayabilir mi? İyi olmaya çalıştıkça iyilik değer kaybediyo, birine değer verdikçe o o. çocuğu çıkıyo, hani böle bunlardan arta kalan da bi ceviz kabuğunu doldurmuyo. İlerde ne daha iyiye gitcek, süper bi sürpriz mi olcak, yoksa ne anlamı var bunca yılın, ki bide ibne beni öldürmediği için kesin uzun yıllar görücem, ne biçim test bu ya, ödüllendirme sistemi diye bişeyin yok, yeter artık ya.. Nese daha fazla yazamıycam, iyi bakın kendinize...
--
Tutku Tuzlu
Tt "Elegantly Wasted"
PS: Belirtmek istedim ki, ulan ben buraya mutlu olduğum zaman pek bişi yazmıorum. Genelde gergin olduğumda, birine sayıp sövmek istediğimde bu alanı kullanıorum. Bu yazı da böle bi atar yazısı ama genelde böle sürekli atar yaptığım bi hayatım yok. Hatta coğu zaman mutlu olduğumu bile söyleyebiliriz. Hele tam bu gün bu yazıcağım konuyu ayrı bi yere koyarsak, kendimi çok seviorum ve çok mutlu olmanın arefesindeyim bile denebilir. Nese konumuz benim ne mutlu olduğum diil. Biliorum ki hepiniz benim mutsuzluğumdan keyif alan insanlarsınız...
PS-2: PS normalde yazıdan önce yazılmıştı ama yazdıkça hayatımın ne kadar boktan olduğunu bir kez daha gördüm ve not olarak düşüyüm istedim. Gerçekten mutluluk ilizyanuyla kendimi o kadar kandırıyorum ki bazen ben bile inanıyorum. İstediğim o kadar az ki aslında, hayatımdaki herkes gitsin bi iso kalsın (o torpilli :) ) bşde yanıma benim gibi bi sevgili versin, dünyanın kalanının aq. Ha bide isoya da bi kız versin. Nese kalın sağlıcakla..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder