Sevgilinden uzak kaldığın her an başka bir acı taşırmış, onu gördüm. İlki son postumda anlattığımdı, onu güzel şekilde (hergün en az beş saat konuşarak) atlattık. İkincisi böle tek günlük iş yoğunluklarından görüşememek, onu da gün içi konuşmaya çalışarak yada ertesi gün hırsını çıkararak atlattık. Ama bu seferki başka..
Süre olarak beş gün ama içerik olarak daha farklı. İki boyutu var. Birincisi saçma sapan bi ortama gidiyo, tr'nin farklı yerlerinden farklı amaçlarla katılınan insanların bulunduğu bi ortam. Ortak bi nokta doğrultusunda toplansalar da, biri bu noktanın doğrultusunda, diğer bi sürüsü ise bambaşka olaylar peşinde. Bunu ayırt edemezsen (ki bahsettiğimiz ortak noktada insanlar bambaşka rollere bürünüp bunu çok küsel kullanabiliolar, üç yıl aktif, beş yıl pasif bi şekilde gözlemlediğim kadarıyla bu ortamdaki insanların içinde iyi insan sayısı da %1'i geçmez) kandırılabilirsin. En zekiler bile bu tuzağa düşebilir. Yani sevgilinin olmasını istediğin en son ortamlardan biri. Daha kötüsü bu konudaki konuşmalar ya güvensizlik ("sana güveniorum ama çevreye güvenmiorum" bu noktada işe yaramayan bi uyarı olacaktır) ya da paranoya (geçmiş yıllardaki tecrübelerim kendimin bile paranoyak olduğum durumların aslında paranoya olmadığını ortaya çıkardı) olarak değerlendiriliyo. Yani iki ucu b_klu değnek..
Hadi genelde kıskanç bi insan olduğum için ilk kısmı pas geçmeyi başardık. Peki ya ikinci boyut olan ilgili ortamın insanları kendine bağlamak için bu ortamı kullanmasına ne demeli? Bu konuda detay veremiyorum, çünkü bu konuya karışmamam gerektiğine inanıyorum. İlgili nokta, insanları kendine bağlar, onları yozlaştırır, onları kendine uygun insanlar haline getirir. Hayatları boyunca hiç bir işlerine yaramayacak şeyleri, dünyanın en değerli şeyi gibi gösterir ve onları bu şeyin peşinde koşmaları için ikna eder. Genç zihinler bu oyuna çok rahat bi şekilde kanar ve hayatlarını bu saçmalık için harcarlar. Şu an sevgilimin içinde bulunduğu ortamın esas amacı da (büyük amaçlar yada küçük amaçlar, bu kongrenin amacı her profilden insanı kurumun ışıltısına bulamaktır) budur zaten. Sevgilimi bu ışıltının dışında tutan tek şey sanırım benim ve ben orda diilim. Daha kötü tarafı sevgilimi etkilememem gerektiğini düşünüyorum. Bu kararı kendi vermeli. Çünkü bu zihniyet bir kere kazanıldı mı asla değişmez. Yani bir karar değiştirebilirsiniz, belki iki karar değiştirebilirsiniz ama bu yola bir kez girildi mi, eninde sonunda ilişkinizi bitirecek başka bir karar olacaktır. Eğer o yola girildiyse dönüşü olmayacaktır..
İşte günlük, bu iki sebeple belki de ilişkimiz en ciddi virajına şu anda girmekte. Bense elim kolum bağlı ne noktaya gidiceğini beklemekle meşgulum. İlişkime başladığımdan beri ilk kez bu kadar korkuyorum. Her anımın şu mutlu halimin sonu olabileceğini biliorum. İyinin olacağını umuorum ama yönetmenin bana mutlu bir son yazmadığını da bilioruz. Bu noktada sadece "hayırlısı" diebiliorum ve bekliorum.
Best wishes...
--
Tutku Tuzlu
Tt "The Realistic"
--
PS: Değişmeyen bir zihniyet de amaçsız isteklerdir. Sevgilimle bununla ilgili bi gerginlik de yaşadık (çok uzamadı, ilk gerginliğimizdi, sevgilim sadece bu zihniyeti ima eden bişiler sölemeye doğru gidiyodu, benim ciddiyetimden sonra sevgilim geri adım attı. Umarım kendisi değişmez noktasında diildir.), yeri gelmişken onu da açıklama ihtiyacı duydum. Amaçsız istek şudur, hayatın iyi bir yöne doğru gidiodur ama sen kompleks, hırs yada sadece eğlence için tüm hayatını başka yola sokucak bi karar veriosundur. Kararının sana olan katkısı, etkisi vs. şeyleri düşünmüyosundur. Sadece içinden o şeyi yapmak geçiodur (tam mezun olup yerleşik hayata geçicekken, yurtdışında master yapmaya karar vermek gibi) ve sonuçlarını çok tartmadan bu işe girişirsin. Tam açıklayamadım ama esas olay eldeki mutluluğu bırakıp farklı mutlulukların peşinde koşma zihniyeti, ki buda bi nevi doyumsuzluğun işareti. Pek çok kişi bu zihniyetime katılmıyo ama benim mutluluk anlayışım bir ben bir de beraber mutlu olunacak bir kişi olduğu için benimle beraber olucak kişinin mutlu olunacak kişi olarak beni görmesini istediğimden bu konuda sabit fikirliyim. Hatta eskiden zaman kavramına değişiklik gösterebilirken şimdi bunun bi zihniyet olduğuna inandığımdan daha katıyım. Belirtme ihtiyacı duydum.
PS-2: Alkollü yazıorum belli ki, cümle seçimi yada anlatımdan kaynaklı hatalar olabilir, tüm yazıyla detayları sorma yoluyla öğrenebilirsiniz. Mutluluğun formülü çok açık, bir sen, bir ben, bir de cevap.. Öperim..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder